Ahmet Turgut: At üstünden arpa biçmeyelim

İlham Verenler sohbetlerine devam ediyoruz. Bu haftaki konuğumuz Barry Callebaut Türkiye Satış Direktörü Ahmet Turgut.

İsterseniz önce bir teşekkür ile başlayalım. Hayatınızda birine teşekkür edecek olsanız bu kim olurdu ve neden?

Öncelikle iş hayatına başlayana kadar birlikte yaşadığım anneme ve babama teşekkür ederdim. Çocukluğumdan itibaren fikirlerimi hep önemsediler ve kendi kararlarımı verebildiğim bir ortamda yetiştirdiler. Ayrıca eşime de müteşekkirim. Profesyonel hayatımızın büyük bir bölümünü birlikte geçirdik ve bu süre boyunca onun desteğini hep yanımda hissettim.     

Sizi tanıyabilir miyiz, yaşamınızdaki kilometre taşlarından bahseder misiniz?

1979 yılında Adana’da doğdum ve büyüdüm. Çiftçi ve eczacı bir babanın, ev hanımı bir annenin 2 çocuğundan biriyim. Oturduğumuz evin bulunduğu mahallenin ilkokulunu bitirdikten sonra Adana Anadolu Lisesi ve arkasından Çukurova Üniversitesi işletme bölümünden mezun oldum. İlk düzenli paramı üniversite yıllarında bölüm partileri organize ederek kazandım. Sonrasında parti organize ettiğim bir mekanın işletmesini de devralarak 2 yıl işletmecilik tecrübesi yaşadım. 40 kişi civarında çalışana maaş vermek, çok para kazanmak ve sonrasında iflas etmek gibi eşsiz deneyimler yaşadığım bir dönemdi. 

Hayatımın yönünü değiştiren diğer bir kilometre taşı ise yüksek lisans için kayıt yaptırdığım Dortmund uçağına binmeden 15 gün önce Nestlé ile anlaşıp satış ekibinde işe başlamam olmuştur. Üniversite yıllarımda Nestlé’de beni stajyer olarak işe alan müdürümün, yüksek lisans için Almanya’ya gitmeden 2 hafta önce arayarak satış şefi pozisyonunu teklif etmesiyle hayatımın yönünün değiştiğini düşünürüm. ‘Kelebek Etkisi’ metaforuyla anlatırım bu dönüm noktasını. Dortmund uçağı yerine İstanbul uçağına binmem, Nestlé’de çok keyifli 15 yıllık bir kariyere, çok daha önemlisi 2 çocuğumun annesi eşimle tanışmama yol açtı. 

Son 1,5 yıldan beri de Dünya’nın en büyük çikolata ve kakao üreticisi olan Barry Callebaut’un Türkiye ofisinde satış direktörü olarak görev yapıyorum. Kısaca Barry Callebaut’tan da bahsetmek isterim. Şirketin bir B2B şirketi olması ve tüketici markası olmaması sebebiyle sektörün dışında olan kişiler şirketin adını veya markalarını bilmiyor olabilirler. Barry Callebaut İsviçre Zürih merkezli, bünyesinde Callebaut, Cacao Barry gibi 150 yıllık markaları barındıran dünyanın en büyük çikolata ve kakao şirketidir. Dünya üzerinde tüketilen her 4 çikolata ve kakao ürünlerinden birisi Barry Callebaut ürünü. Bunu da 140 ülkede 60 fabrika ve 12.000 çalışanıyla gerçekleştiriyor. Barry Callebaut ürünlerini sevdiğimiz birçok marka ürünle veya ev dışı tüketim noktalarında dolaylı olarak tüketiyoruz.

Sizce sizi diğer herkesten farklılaştıran özellikleriniz neler?

Diğer herkesten farklılaştıran demek biraz iddialı olabilir ama önce aklıma coşkulu, hevesli ve tutkulu olmam geliyor. Bir toplantıda sunum yaparken veya her hangi bir proje üstünde çalışırken ses tonumdan ve vücut dilimden rahatça anlayabilirsiniz coşku seviyemi. Parmağımın ucuyla tutacağım işlere genelde girmem. Bir işe niyetlendiysem tüm benliğim ve hevesimle girerim. Bu yapımın giriştiğim işlerdeki başarı oranını arttırdığına inanırım. 

Yüksek coşkuyla girdiğim işlerden olumsuz sonuçlananlar da ciddi hayal kırıklığına sebep olsa da yıllar içinde olumsuz sonuçları da kucaklamayı ve gerekli dersleri çıkarmayı öğreniyorum. 

Günlük yaşamınızda rutinleriniz var mıdır, varsa paylaşır mısınız?

Şükretmek… Aslında bu konu başlarda kendiliğinden gelişen ve farkına varmadan hayatıma giren bir rutin oldu. Yıllar içinde günün farklı zamanlarında sahip olduklarım için şükrettiğimi ve bunun bana bir terapi etkisi yarattığını fark ettim. Bu anlarda içinde bulunduğum günlük operasyonlardan sıyrılıp sahip olduklarımın farkına varabiliyordum. Daha sonra aldığım bir eğitimde ‘Mindfulness’ kavramıyla tanıştığımda farkına varmadan benzer bir mekanizma geliştirdiğimi keşfettim. Şu anda hayatımın önemli ve keyifli rutinlerinden biri.      

Bilinmeyen bir yönünüz var mı? 

Spor ve müzik hep hayatımda hep var olmuştur. Çocukluk yıllarımdan spora çok yatkınım, çeşitli spor dallarını iyi seviyelerde yapmışımdır. Şöyle ki, ilkokul 5. sınıfta gittiğim 1 aylık yatılı Uludağ yaz kampında tüm branşlarda yarışmak isteyen bir çocuktum. Önceki sorularda bahsettiğim heves ve tutku sayesinde çeşitli spor dallarında iyi seviyelere gelebildim ama bu durum benim bir branşta uzmanlaşmamı engelledi maalesef. Şu anda rutin yürüyüş dışında heveslenerek, heyecanlanarak yaptığım sporlar kayak ve dalış. Malum, 2 branş da rutin olarak yapamadığımız ve özel zaman yaratılması gereken branşlar. Pandemide bu faaliyetlere de ara vermek durumunda kaldık. 

Yine öğrencilik yıllarımdan beri gitar çalarım. Nestlé’nin çalışanlarından oluşan bir kurumsal müzik grubu vardı ‘staff shop’, o müzik grubunda bas gitar çalardım. Şirketin yılbaşı gibi gala gecelerinde asıl sanatçıdan önce çıkıp mini konserlerle çalışma arkadaşlarımızı eğlenceye hazırlardık. Ayrıca şirketler arası düzenlenen müzik yarışmalarına katılırdık. Son yıllarda hem iş yoğunluğu hem de çocuklarımızın hayata gelmesiyle dondurmak durumunda kaldık maalesef. Ama doğru zamanda tozlu raflardan indireceğiz enstrümanları.

Satış dünyasında olmak sizin için bilinçli bir tercih miydi?

Aslında o dönemde %100 bilinci bir tercih olduğunu söylemem doğru olmaz. Ama ‘soft skill’ diye tabir edilen toplam becerilerime bakılınca satış fonksiyonu doğru bir tercihti. Kariyerimin yarısını satışta geçirirken diğer yarısını ticari pazarlama ve pazarlamada geçiren biri olarak söylüyorum bunu.  

Ekibinize alacağınız kişilerde nelere dikkat edersiniz? 

Kişinin pozisyonuna göre değişen teknik gereklilikleri bir kenara bırakırsak adayın samimiyeti ve işi/pozisyonu ne kadar istediği çok etkili oluyor benim değerlendirmemde. Ayrıca kişinin hayata dair yaşadığı deneyimleri ve bunları anlatabilme kabiliyeti de çok önemli. Son olarak kişinin öğrenmeye açık olması ve yılmazlığı. Her geçen yıl hayatın dinamikleri hızla değişiyor. Eskisi gibi bir süreci öğrenip o tecrübeyle 10-15 yıl geçirmek hayal oldu. O yüzden her seviyede öğrenmeye açık olmak, bildiklerini sorgulamak ve değiştirebilmek temel yetkinliklerden oldu. Kendini değiştirebilmek yetkinliğinin bilgelik mertebesinde bir yetkinlik olduğunu düşünüyorum. Bu konuda Mevlana’nın çok sevdiğim bir sözü var ‘ Dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek istedim. Bugün bilgeyim kendimi değiştiriyorum’   

Ekibinizi motive etmek için hangi araçlardan yararlanırsınız?

Beni de kişisel olarak motive eden bir araç olan olan ‘değer vermek’ diyebilirim öncelikle. Çalıştığım insanlara değer veririm ve bunu elimden geldiği kadar ekibime hissettirmeye çalışırım. Ayrıca kararlara dahil olmanın ve yaptığımız işlerin sebep/sonuç ilişkilerini şeffaf bir şekilde paylaşmanın da motivasyonu arttırdığına inanıyorum. Çalışan kişilerin hayattaki amaçlarını (purpose) iyi anlayabilmenin de onları motive etmek konusunda çok yararlı olduğunu düşünüyorum.   

Kuşak farklılıklarını nasıl yönetiyorsunuz? 

Farklı kuşakların bir arada çalışması ve bu durumun yönetilmesi son dönemlerin en çok tartışılan konularından. Baş döndüren hızla değişen dünyamızda bu tartışma devam edecektir.Ben bu konunun uzmanı değilim ancak bu konuda uzmanlaşmış, ciddi araştırmalar yapmış olan kişileri takip ediyorum. Hayli derin olduğunu düşündüğüm bu konuda kısaca söyleyeceğim, farklı kuşakları yönetebilmek için öncelikle farklı kuşakların kim olduğunu ve beklentilerinin ne olduğunu iyi anlamak gerektiğini düşünüyorum.    

Sizce satışta kadın-erkek dengesinin sağlanması neleri değiştirebilir? Bu konuda paylaşabileceğiniz araştırmalar var mı? Varsa biraz bahseder misiniz?

Kadın-erkek dengesini sağlamak sadece satışta değil tüm iş hayatında iş performansını geliştirdiği artık tartışmaya açık bir konu değil bence. Tartışılması gereken bu konuyla ilgili alınan kararların ve uygulamaların ne kadar yeterli olduğu. Satış fonksiyonu genelde ‘erkek’ domine bir fonksiyon olduğu için bizlere de somut adımlar atmak sorumluluğu düşüyor. Bu konuda ‘SALES NETWORK’ Topluluğunun bir parçası olan (Women in SALES NETWORK) projelerinin ikinci adımına geçeceğini memnuniyetle öğrendim. Farkındalığı arttırmak olan birinci adımdan sonra artık bu adımda şirketlerin somut planlarını ve taahhütlerini alacaklar. Biz de Barry Callebaut olarak somut aksiyonlarımızı bu platformda paylaşacağız   

Gençlere satış mesleğini tavsiye eder misiniz, neden? 

Her ne kadar global dev firmalarda çalışıyor olsak da pazarda bir ticaret yapıyoruz. Bu ticaretin en sıcak hissedildiği yerin satış fonksiyonu olduğunu düşünmüşümdür hep. Ayrıca satış fonksiyonu (şirketin faaliyetine göre değişir elbette) genelde şirketlerin en kalabalık birimlerinden olduğundan kariyer imkanı da oldukça geniştir. Ayrıca kariyerini diğer fonksiyonlarda geliştirmek isteyen gençlere de kariyerlerinin belirli bir döneminde satışta çalışmalarının çok yararlı olacağını düşündüğümü belirtmek isterim. Önceki cevabımda da belirttiğim üzere kariyerinin yarısını ticari pazarlama ve pazarlama yapmış bir kişi olarak söylüyorum bunu.  

Öğrencilere kariyer yolculuklarında neler tavsiye edersiniz? 

Her öğrenciye genel bir tavsiye vermek zor gerçekten. Kişilerin yapısı, konumu, sosyo-ekonomik durumu verilecek tavsiyeleri değiştirebilir haliyle. Şu dönemde ben öğrenci olsam ne yapardım diye cevap verebilirim belki. Hayata dair deneyim yaşamak önemli bence. Dönemin gündemi neyse o gündemin önünde gitmek, çok mutlu olacağın şeylerin peşinde olmak, hata yapmak, acı çekmek gibi hayata dair deneyimler yaşamaktan bahsediyorum. Örneğin şu anda bu topluluğun mentörlük programlarına aktif katılım sağlayan, öğrenci kulüplerinde aktif rol alan, hayata dair acı/tatlı deneyimler yaşamış bir mezunun bir yöneticiyi veya sermayedarı çok daha rahat ikna edebileceğini düşünüyorum.    

Pandemi öncesi ve sonrasını ele alırsak bu sürecin sonunda hayatınızda, bakış açınızda neler değişti? 

Pandemi sonrasıyla ilgili birçok tartışma çeşitli platformlarda devam ediyor. Salgınla beraber tüm Dünya’da olduğu gibi hepimizin hayatı derinden etkilendi. Neredeyse 1 yıla yakındır salgınla birlikte yaşıyoruz. Öncelikle özel hayatlarımızı neredeyse tamamen değiştirdik ve alıştığımız sosyal aktivitelerimizin büyük bölümünü durdurmak durumunda kaldık. Ayrıca kendimizin ve sevdiklerimizin hayati risk altında olması bir çok kişide kaygı artışı gibi duygusal yıpranmalara yol açtı. İş hayatında da tüm şirketler şartlarını yeni kondisyonlara uydurmaya çalıştılar. Barry Callebaut Türkiye olarak bizler de önce insan sağlığı diyerek 2020 Mart ayından beri ofisimizi kapatarak evden çalışma düzenine geçtik. Fabrikamızın ve tedarik zincirimizin sürekliliği için çok sıkı segregasyon kuralları uyguladık. Hala da segregasyon kurallarımız geçerli. Satış ekibinin yaptığı müşteri ziyaretleriyle ilgili de bir dizi kurallar uyguluyoruz.. Biz de Barry Callebaut olarak tüm süreçlerimizi dijitale taşıdık. Bir örnek vermem gerekirse önceleri otellerde gala yemekleriyle sonuçlanan yıllık distribütör toplantımızı bu yıl green box teknolojisi ile dijital ortamda gerçekleştirdik. Bu salgın bir kere daha gösterdi ki ‘yılmaz’ insanlar iş yapmanın yollarını her koşulda buluyor.

Sık kullandığınız bir atasözü var mı? Yoksa size göre herhangi bir durumu en iyi anlatan atasözü hangisi? 

‘At üstünden arpa biçmek’… Bu benim hem özel hayatımda hem de iş hayatımda çok sık kullandığım bir atasözüdür. Kişilerin, olayların özüne tam inmeden, olaylarla ilgili yeterli zamanı ve eforu harcamadan yaptıkları yorumların karşısında hep bu atasözü gelir aklıma. Bunu satışta da çok kullanırım. Sahada ve müşteride olmanın çok çok önemli olduğunu düşünenlerdenim. Ürünlerimizle, servisimizle, süreçlerimizle ilgili gerçek iç görü sahada. Örneğin müşteri ziyaretleri yapmadan, kullanıcıları dinlemeden, yeterli araştırmayı yapmadan bir kampanya ile ilgili olumlu/olumsuz yorumlar karşısında aklıma bu atasözü gelir. ‘At üstünden arpa biçmeyelim’…   

SALES NETWORK Topluluğu için neler söyleyebilirsiniz? Bugünü nasıl görüyorsunuz, gelecek için neler öneriyorsunuz? 

SALES NETWORK Topluluğu’nun Türkiye’de gerçekten bir ihtiyacı çok iyi tamamladığını düşünüyorum. Şirketlerin en kalabalık fonksiyonlarından birinin satış fonksiyonu olmasına rağmen maalesef organize bir topluluğu yoktu. Pazarlama fonksiyonunu ele alırsak mesela sayısız mecra/topluluk sayabiliriz. Bu açıdan bu topluluğun satış profesyonellerini bir araya getirebilme kabiliyeti açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca pandemi dönemine en iyi uyum sağlayan organizasyonlardan olduğunu düşünüyorum. Faaliyetlerinin pandemi döneminde hız kesmeden, aksine çok daha yoğun artmasını da takdirle karşılıyorum. Misyonunda olan satışta ‘kadın’ ve ‘gençler’ ajandasını başından beri çok iyi sistematikle ileriye taşıdığını görüyorum. Bu konularla ilgili ayrıca kurulan ‘Women in SALES NETWORK’ ve ‘Youth in SALES NETWORK’ topluluklarının odağın artmasına çok büyük faydası olduğunu düşünüyorum. Yoğun ajandalarının içinde bu konularla ilgili çalışan tüm yöneticilerin de emeğini ve hakkını teslim etmek gerekir. Ben de bundan sonraki dönemde elimden gelen tüm katkıyı sağlamaya çalışacağım.