Alp Özgen: Değişen dünyada satış departmanı çok daha stratejik bir rol üstleniyor

İlham Verenler sohbetlerine devam ediyoruz. Bu haftaki konuğumuz iPara Satış ve Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Alp Özgen.

İsterseniz önce bir teşekkür ile başlayalım. Hayatınızda birine teşekkür edecek olsanız bu kim olurdu ve neden?   

Tabi ki; beni sadece eğitim olarak değil belki çok daha önemlisi vicdanlı, sorumluluk sahibi bir birey olarak yetiştiren ailem ve iş hayatımın her anında, tüm yaşadığımız değişimlerde yanımda olup sonuna kadar destek veren eşime büyük bir teşekkür etmek isterim.

Sizi tanıyabilir miyiz, yaşamınızdaki kilometre taşlarından bahseder misiniz?  

20 Aralık 1979 Muğla doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İ.İ.B.F. ’den mezun oldum. Tüm orta okul ve lise eğitimim boyunca okul futbol takımlarında yer aldım. Kendinizi tanımaya başladığınız, karakterinizin oturmaya başladığı bu genç yaşlarda disiplinli bir şekilde sporun ve sporun doğasında olan saygı odaklı rekabetin içerisinde olmanın hem karakterimize hem de sorumluluk bilincimize inanılmaz faydası olduğunu düşünüyorum.

İş hayatıma, daha üniversitede okurken aynı zamanda ortağı da olduğum İzmir’deki aile şirketimizde başladım. Benim hayatımdaki en önemli birkaç kırılma noktasını burada yaşadığımı düşünüyorum. Tüm hayatım boyunca benimle birlikte olacak olan iş disiplini ve sorumluluk bilincini erken yaşlarda edinmemde inanılmaz etkisi olmuştur. Tüm arkadaşlarımın Çeşme’ye kaçtığı birçok hafta sonunda sabah 6 ‘da fabrikada olduğum, “siz gidin ben gelebilirsem gelirim” dediğim çok olmuştur. Bu sorumluluk ister istemez belli bir yerden sonra karakteriniz oluyor. Bir diğer kırılma anı ise, askerlikten sonra radikal bir karar ile kendi aile işimize değil kendi başarabileceklerimi keşfetmek adına, profesyonel hayata geçişi tercih etmem de olmuştur.

Sonrasında her çalıştığım şirkette, her aldığım sorumlulukta kendimi, satış yetkinliklerimi, liderlik becerilerimi keşfettiğim, geliştirmek adına çaba sarf ettiğim ve çok ama çok keyif aldığım, hiçbir zaman “keşke” demediğim ama şapkamı da hep önüme koyup “bunu bir daha yapmamalısın” demeyi de bildiğim bir dönem olmuştur.

Sizce sizi diğer herkesten farklılaştıran özellikleriniz neler?

Herkesten farklılaştıran özelliğim var mı bilmiyorum ama pratik zekam, hazır cevap olmam ve “ne zaman büyüyecek bu adam” dedirten kaybetmediğim içimdeki çocuk beni gerçekten tanımlar.

Günlük yaşamınızda rutinleriniz var mıdır, varsa paylaşır mısınız?   

Özellikle son 2 yıldır koşmak diyebilirim. Bazı günler sabah, bazen iş çıkışı ama mutlaka 6-8 km koşmak bana çok iyi geliyor.

Satış dünyasında olmak sizin için bilinçli bir tercih miydi? 

Kesinlikle bilinçli bir tercihti. Daha çok ofiste olduğum, masa başında vakit geçirdiğim her an beni adım adım sahaya itti. Sonunda gerçekten olmak istediğim, insanlar ile iletişim halinde olduğum, sorunlarını, ihtiyaçlarını anlamaya ve çözüm sunmaya çalıştığım, her gün bana yeni bir şey öğreten, beni geliştiren yerdeydim; asıl okul olan saha.

Ekibinize alacağınız kişilerde nelere dikkat edersiniz?   

İşe alım bence tek taraflı değil, iki taraflı bir satın alma süreci gibi. Bu süreç içinde her iki taraf için bundan sonraki hayatını belki de derinden etkileyecek, değiştirecek bir karar veriliyor. Tam bu noktada mutlaka ki her liderin dikkat ettiği, yetkinlik, tecrübe, stratejik bakış açısına sahip olmak, sorumluluk alabilmek, çözüm odaklılık gibi noktaları sorgulamaya çok dikkat ederim ancak benim için en az bu saydığım maddeler kadar önemli olan konu KARAKTER. İşe her şeyden önce karakteri alıyoruz. Yetkinlikleri zaman içerisinde mutlaka geliştirebilirsiniz ama ya karakter?

Ekibinizi motive etmek için hangi araçlardan yararlanırsınız?  

Ben bu noktada hele ki yeni kuşak için baktığımda sadece para ve unvanların kesinlikle tek başına bir motivasyon kaynağı olduğunu düşünmüyorum. İnsanların motive bir şekilde çalışabilmesi için her şeyden önce kendilerine ilham veren, onları geliştiren ve her ne yapılıyor ise olabildiğince işin içinde bir rolü olduğunu hissettiren, fikirlerine değer veren, açık bir iletişim ve çalışma ortamını yaratabilen bir liderin varlığının gerektiğine inanıyorum. 

Özellikle satış ekibine liderlik ediyorsanız ve arkanızda gerçekten motive, seven ve sayan bir ekip görmek istiyorsanız sahada olmalı ve sahayı çok iyi bildiğinizi her daim göstermelisiniz. Bu noktada en önemli araç liderlik ettiğiniz ekip ile sahada olmaktır.

Sizce satışta kadın-erkek dengesinin sağlanması neleri değiştirebilir? Bu konuda paylaşabileceğiniz araştırmalar var mı? Varsa biraz bahseder misiniz?

Bu her şeyden önce eşit iki insanın aynı fırsat eşitliğine sahip olması açısından çok önemli. Ben bu dengenin sağlanmasının özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, gelişmişlik seviyelerinin artması, demokrasilerinin gelişmesi, her gün daha ileriye sağlam adımlar atılmasının olmazsa olmazı olarak görüyorum. 

Gençlere satış mesleğini tavsiye eder misiniz, neden? 

Kesinlikle ederim. Hangi işi yaparsanız yapın, hangi sektörde olursanız olun o şirket satış yapabildiği sürece ayakta kalabilir. İyi bir satış organizasyonu her firma için en değerli departmanlarından biridir. Özellikle içinden geçtiğimiz ekonomik koşullar farklılaşan, değişen dünyada satış departmanlarının çok daha stratejik ve önemli bir rol üstlendiğini, dolayısı ile ciddi fırsatlar barındırdığını düşünüyorum.

Kuşak farklılıklarını nasıl yönetiyorsunuz? 

Çok net bir şey var benim için hayatta, o da değişimin, öğrenmenin, gelişmenin hiçbir zaman sona ermeyeceği gerçeğidir. Genç kuşağa öğretebileceklerimiz kadar öğrenebileceğimiz de oldukça fazla şey olduğuna inanıyorum. İşin sırrı samimi bir şekilde buna inanmak, dinlemek ve yeni dünyaya adapte olmaya çalışmak. Yeni nesil aynı zamanda yeni nesil liderlik vasıflarını da gerektiriyor. Artık hiyerarşiye bakıp “ Hmm peki anladım teşekkürler “ diyerek dönüp giden bir kuşak yok, onu verdiğiniz bilgiler ile ikna etmeniz ve anlamasını sağlamanız gerekiyor. 

Sevdiğiniz bir kitaptan beğendiğiniz bir paragrafı bizimle paylaşabilir misiniz?  

Stephan Covey – Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı : Etki Alanı ve İlgi Alanı 

“Pro-aktif insanlar, çabalarına odak noktası olarak Etki Alanı’nı seçerler. Bir şeyler yapabilecekleri işlerin üzerinde çalışırlar. Enerjilerinin doğası pozitif, genişletici ve büyütücü olduğundan, etki alanlarının da büyümesine yol açar. Diğer yandan reaktif insanlar, çabalarına odak noktası olarak İlgi Alanı’nı seçerler. Başkalarının zayıflıklarına, çevredeki sorunlara ve denetleyemedikleri koşullara odaklanırlar. Odaklandıkları nokta suçlayıcı davranışlara, reaktif bir dile ve gitgide artan bir negatif enerjiye dönüşür. Tüm bunlar bir şeyler yapabilecekleri alanların ihmalleriyle birleştiğinde Etki Alanı küçülür.”

Hepimiz verimli ve etkili olmak için çaba harcamaya çalışırız. Bunun için de çok değerli olan zamanımızı, enerjimizi neye harcadığımız çok ama çok önemli. Bazılarımız hemen harekete geçerken, bazılarımız ise sadece bu değerli zamanı çevresindeki olan bitene karşı şikayet ederek ve negatif enerji yayarak geçirir. Herkesin Etki Alanı’nı büyütmesini dilerim.

SALES NETWORK Topluluğu için neler söyleyebilirsiniz? Bugünü nasıl görüyorsunuz, gelecek için neler öneriyorsunuz? 

SALES NETWORK Topluluğunun satış dünyasındaki profesyoneller için çok değerli bir boşluğu doldurmaya başladığını ve hali hazırda sahip olduğu, ortaya koyduğu vizyon ile çok daha kapsayıcı, bünyesinde bulundurduğu ve bir şekilde yaptığı organizasyonlar ile dokunduğu her profesyoneli geliştiren bir yönü olduğunu düşünüyorum. Bu nedenledir ki SALES NETWORK ’ün bir parçası olmak beni gerçekten çok heyecanlandırıyor.

Bu vesile ile tüm SALES NETWORK Topluluğuna, kurucularına ve üyelerine çok teşekkür ediyorum.