Berti Bora: Networking temelde aile ve okul ile başlar, iş dünyası ve sosyal ortam ile perçinlenir

İlham Verenler sohbetlerine devam ediyoruz. Bu haftaki konuğumuz Securitas Risk Yönetimi Genel Müdürü ve İş Geliştirme Koordinatörü Berti Bora.

İsterseniz önce bir teşekkür ile başlayalım. Hayatınızda birine teşekkür edecek olsanız bu kim olurdu ve neden? 

Sanırım rahmetli babama teşekkür ederim, kendisi ultra laik ve liberal görüşlü aynı zamanda benim gibi bir Başak burcuydu. Titiz, detaycı, sorumlu ve sevgi dolu… Bana ben olmayı öğretti sanırım.

Sizi tanıyabilir miyiz, yaşamınızdaki kilometre taşlarından bahseder misiniz? 

İş hayatıma yön veren en önemli basamak herhalde Boğaziçi Üniversitesi’nde okumam olmuştur. 1983 senesinde üniversiteye başladığımda hayatıma katacağı değerlerden habersizdim. Okulun enfes “Boğaz manzarası” dışında, temelde bambaşka bir dünya, hem rahat hem değil, hem serbest hem değil… Bir evrensel dünya ortamı… 80’ler Türkiye için kolay seneler değildi. Okuldayken cep harçlığı anlamında İngilizce ders vermenin yanı sıra, o dönemin Atatürk Havalimanı’nda yarı zamanlı olarak havacılık sektöründe özel güvenlik işine girmiştim. Sanırım iş dünyasına girişim, burada edindiğim temel güvenlik konsepti ile birleşince mezuniyet sonrası yurtdışından gelen teklif ile Türkiye’de ilk yabancı güvenlik danışmanlık şirketinin doğal kurucusu ve ortağı oldum. 1990’larda özel güvenlik yeni yeni yapılanıyordu ve ilk işimiz TÜSİAD Başkanı ve üyelerine hizmet vermek oldu. Evet, bu insanlar bana geleceğin kapısını açtılar diyebilirim. 2010 yılında şirketi, İsveç merkezli Securitas’a sattık bu da gerçek bir kilometre taşıydı.

Sizce sizi diğer herkesten farklılaştıran özellikleriniz neler? 

Kanımca Başak burcu özelliklerini fazlası ile taşıyorum. Bu özelliklerim hayatımın her alanında bana iyi şeyler kazandırdı diyebilirim. Tabii bazen fazla takıntılı bir burç ama genelde aşırı derecede titiz ve sorumlu, öngörülü, bu özellikleri de bana iş hayatında avantaj sağlıyor, dengeyi bu şekilde kurdum diyebilirim. Satış dünyasında hunter (avcı) ve farmer (çiftçi) şeklinde ayırımlar vardır. Kendimi fazlasıyla hunter olarak tanımlayabilirim.

Günlük yaşamınızda rutinleriniz var mıdır, varsa paylaşır mısınız? 

Öğle yemeğini sektirmem, hızlı da olsa mutlaka zaman ayırırım. Hatta Outlook Takvim’de 12:00-13:30 arasını “blokladım” oraya toplantı konmasın diye. Zamanında bir tavsiye almıştım, öğle yemeklerini yalnız yeme, mutlaka sosyalleş çünkü herkesten bir şey öğrenilir. Bu, pandemi zamanında zor ama genelde uygulamaya çalışıyorum. 

Bilinmeyen bir yönünüz var mı? 

Profesyonel kamera ile fotoğraf çekmek her zaman ilgimi çekmiştir. Zamanında 2 ay kursa dahi gittim. Yaptım mı diye sorarsanız, yaptım ama bıraktım, tekrar başlamam lazım.

Satış dünyasında olmak sizin için bilinçli bir tercih miydi? 

Evet, kesinlikle. Bildiğim ve inandığım bir ürün/hizmet ise satış tarafında olmak, aktarmak, en iyi sunumu hazırlamak, ikna etmek her zaman ilgimi çekmiştir.

Ekibinize alacağınız kişilerde nelere dikkat edersiniz? 

İnsan seçimi gerçekten hiç kolay değil, İK mülakatlarından gerçek hayata geçişte çelişkiler yaşanması da çok doğal, her insan farklı bir mizaç. Burada en önemli unsur sanırım, şirket sadakati. Yapılan işin şirkete verdiği katma değeri yakalayacak insanları seçmek stratejiye daha rahat odaklanmayı sağlar. 

Ekibinizi motive etmek için hangi araçlardan yararlanırsınız? 

Bu motivasyon konusu çok popüler bir konu gerçekten, bazen da abartılıyor hissediyorum. İnsanların genel bir beklentisi bu, motive edilmek ve beğenilmek. Kanımca burada bir profesyonel denge olmalı, çalışanın içinde bu motivasyon yoksa ne yaparsanız yapın motive olmaz. Benim herhalde kişinin kendi kendisini motive etmesine daha fazla inanan bir yapım var. Hatta bu konuda ara sıra eleştiri de alırım. İnancım şu şekilde sanırım; yaptığınız işi seviyor doğru bir ücret ile karşılığını alıyor ve adil bir iş ortamında çalışıyorsanız, motivasyon kendiliğinden oluşur ancak bu parametrelerde sorun varsa beklentilerin oluşması da doğal oluyor. “Büyüksün, yaparsın” gibi duygusal yaklaşımların hep geçici olduğuna inanmışımdır.

Kuşak farklılıklarını nasıl yönetiyorsunuz? 

Herhalde en zor soru bu. Benim gibi X kuşaklar iş-hayat dengesi ararken Y kuşağı özgürlük ve esneklik arıyor. Z ise ne arıyor tam emin olamadım. Herkes bir şeyler bekliyor. Şirketlere olan sadakatin gittikçe azaldığını, kişisel çıkarların öne çıktığını daha fazla hissediyorum. Nasıl yönetiliyor diye baktığınızda, kanımca ortaya karışık diyebiliriz.

Sizce satışta kadın-erkek dengesinin sağlanması neleri değiştirebilir? Bu konuda paylaşabileceğiniz araştırmalar var mı? Varsa biraz bahseder misiniz? 

Rahatça söyleyebilirim ki kadınların olduğu her yerde çok daha az agresif tutumlar oluyor. Bu sayede karşılıklı söylem ve beklentiler daha rasyonel ve temel insan davranışlarına dönük oluyor. Ben sadece satış tarafında değil, tüm iş kollarında kadınların iş hayatına katılmasının her zaman ülkedeki üretimi arttıracak milli geliri yükseltecek bir faktör olduğuna inanıyorum. Securitas içinde, özellikle de İsveç kökenli olduğumuzdan dolayı, kadın çalışanların arttırılması ile ilgili de ciddi beklentiler var. Kaldı ki şirketlerin istihdam süreçlerinde orantısal dengeyi sağlamak adına prosedürler her zaman geliştirilebilir.

Gençlere satış mesleğini tavsiye eder misiniz, neden? 

Satış, sosyal olmak demektir. Sosyal olmayan, topluluk önünde konuşmaktan imtina eden ve daha çekingen yapıların satışı becermeleri çok azdır. Kısaca “avcı” olmaları lazım, satış mesleğini seçerken karakter olarak gerçekçi bir analiz yapmalarında fayda var. Eğer buna uygun bir karakter özelliği taşıyorsa, evet kesinlikle bu mesleğe girmeleri gerekir. Çünkü, bu meslek kendi içinde bir motivasyon ve kariyer de barındırır. 

Öğrencilere kariyer yolculuklarında neler tavsiye edersiniz? 

Öğrencilerin öncelikle anlamaları gereken en önemli konu teori ile pratiğin beraber doğru bir yol olduğudur. O yaşlarda çok da kolay olmasa da seçtikleri meslekleri eğer doğru seçmişlerse, tecrübe ve networking ile kariyerlerinde yükseleceklerini asla unutmamaları lazım. Networking temelde aile ve okul ile başlar, iş dünyası ve sosyal ortam ile perçinlenir.

Pandemi öncesi ve sonrasını ele alırsak bu sürecin sonunda hayatınızda, bakış açınızda neler değişti? 

Bu soruyu bir Başak burcuna soruyorsunuz… Bakış açım hiç değişmedi. Her şey eskisi gibi olacak. Pandeminin başındaki söylemleri hatırlıyorum; her şeyin değişeceği, yok çip takacaklar, komplo teorileri vs. bana kalırsa hiçbir şey değişmeyecek.

Sevdiğiniz bir kitaptan beğendiğiniz bir paragrafı bizimle paylaşabilir misiniz? 

En son okumakta olduğum Simon Sinek, The Infinite Game adlı kitaptan bir alıntı yapabilirim “Sonsuz bir oyunda, birincil amaç oynamaya devam etmektir. Sonsuz bir oyunda sonlu bir zihniyetle liderlik ettiğimizde, en yaygın olanı güvenin azalması, işbirliği ve yenilikçiliği içeren her türlü soruna yol açar

Sık kullandığınız bir atasözü var mı? Yoksa size göre herhangi bir durumu en iyi anlatan atasözü hangisi? 

Kültürümüzdeki tüm atasözlerini severim, gerçekten hayatı anlatır ama herhalde en hoşuma gideni “ayağını yorganına göre uzat” olur.

SALES NETWORK Topluluğu için neler söyleyebilirsiniz? Bugünü nasıl görüyorsunuz, gelecek için neler öneriyorsunuz? 

Sales Network olumlu bir oluşum ancak farklı renkleri de görmek adına sektörel çeşitlendirme olabilir. Örneklemeleri Türkiye’yi daha fazla gösteren farklı sektörlerle arttırabiliriz. Çoğumuz uluslararası şirketlerde çalışıyoruz ama yerelde yaptıklarımız ya da yapamadıklarımızı da paylaşmak faydalı olabilir.