Ebru Timur: İyi niyet ve tutkunun başarıyı getireceğine olan inancım tam

İlham Verenler sohbetlerine devam ediyoruz. Bu haftaki konuğumuz KidZania İstanbul Genel Müdürü Ebru Timur.

İsterseniz önce bir teşekkür ile başlayalım. Hayatınızda birine teşekkür edecek olsanız bu kim olurdu ve neden?

Annem ve babam… İki abim ve beni, sevgi dolu güzel bir yuvada büyüttüler. Bize güvendiler ve kendimize güvenmemizi sağladılar. Hayatımızı değerlerimizin temelinde yaşamamız için bizi öğütlerken, ikisi de değerlerinden, inandıklarından hiçbir zaman vazgeçmeyerek, güçlü örnekler oldular. Ve tabii sevgili iki abim… Hala en büyük destekçim ikisi. Her zaman yanımdalar. Aileme teşekkürü borç bilirim. 

Ben şanslı bir insan olduğuma inanırım. İş hayatımda da pek güzel insanlarla çalışma fırsatım oldu. Hepimiz artımızla, eksimizle insanız. Ne yapmam gerektiği kadar ne yapmamam gerektiğini bana gösteren yöneticilerle de çalıştım. Beni bugün huzurlu, mutlu bir insan haline getiren, yolumun kesiştiği tüm arkadaşlarıma da ayrı ayrı teşekkür ederim. 

Sizi tanıyabilir miyiz, yaşamınızdaki kilometre taşlarından bahseder misiniz?

Her denizci ailesi gibi ben de Gölcük’te doğdum; büyüdüm. Babam denizaltıcı olduğu için biz depreme kadar Gölcük’ten ayrılmadık. Ve aynı evde, sahilde, herkesin herkesi tanıdığı küçük bir şehirde yaşamanın lüksüne sahip büyüdük. Üniversite için her asker çocuğu gibi ben de Gölcük’ten İstanbul’a geldim. Eğitim hayatımda İstanbul Üniversitesi’nde Sosyal Bilimler Fakültesi Piyasa Araştırmaları ve Reklamcılık mezuniyetinin ardından, Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldum. 2000 yılında Bournemouth Business School’da MBA Sertifika Programı, 2009 yılında New York State Üniversite’sinde Yönetim ve İş İdaresi programını tamamladım ve 2012 yılında Sheffield Üniversitesi Executive MBA programına katıldım. İş hayatına 1993 yılında Halk Sigorta’da Halkla İlişkiler ve Tanıtım Uzmanı olarak başladım. 1996 – 2007 yılları arasında eski adıyla Hürriyet Dergi Grubu’nda sırasıyla Tanıtım ve Halkla ilişkiler Müdürü, ardından ekonomi, otomotiv, kadın- erkek hemen hemen her dergide Marka Müdürü olarak çalıştım. 12 senenin sonunda, en son Tempo Dergisi Marka Müdürü olduğum Doğan Dergi Grubu’ndan Ülker Grubu’na geçmek için ayrıldım. Hürriyet Grubu benim için büyüdüğüm, deneyim kazandığım ve çok güzel dostluklar kurduğum yuva gibi oldu. 2007 – 2016 yılları arasında Ülker / Yıldız Holding’de çalıştım. Sırasıyla Kurumsal Projeler Müdürü ve Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Vakfı Genel Yönetim ve İletişim Direktörü olarak çalıştım. Yıldız Holding’de dev ortaklıklar, satın almalar ve çok kıymetli sosyal sorumluluk projelerinde çalışma imkânım oldu. Büyük deneyimler kazandığım Yıldız Holding’den de 8 yılın sonunda ayrıldım. 5 sene önce KidZania İstanbul’un CEO’su olarak göreve başladım. KidZania, Meksika’nın franchise’ı olan KidZania İstanbul’da, çocuklu ailelere eğlenirken öğrenme deneyimi sunan dev bir çocuk şehrini yönetmekten mutluluk duyuyorum. 

KidZania’da, çocuklara hem meslekleri tanıma imkânı sağlıyor hem de çalışan, sorumluluk sahibi ve paylaşan birey olmaları için gerçek hayatı deneyimleyecekleri ortam sunuyoruz.  Çocuklar, KidZania’da gerçek yaşama dair beceriler kazanıyor; harita okumayı, yön bulmayı, sosyalleşmeyi, takım çalışmasını öğreniyor. Bu sayede, finansal okuryazarlık, sorumluluk bilinci ve özgüven gibi önemli kavramları da keşfediyor. 

KidZania İstanbul, fabrikaları, tiyatrosu, itfaiyesi, akaryakıt istasyonu, süpermarketi, kapalı çarşısı, sokakları ve meydanı ile gerçek bir şehir. Bu gerçekliğin içinde 33 güçlü markanın destekleriyle çocukların anılarında unutulmaz bir deneyim olarak yer alıyoruz.

Manevi tatmini çok yüksek olduğu için sosyal sorumluluk duygusu çok güçlü. Yaşadığım tüm deneyimlerin yeri ayrı ama KidZania’da iş çıktılarını anında görebilmek açısından farklı bir deneyim yaşıyorum. Çocuklar, size yaptığınız işin karşılığını 20 dakika içerisinde verebiliyor. 

Global olarak 20 ülke ve 27 şehirde bulunan bir yapının parçasısınız. Sürekli diğer KidZania’larla iletişim halinde olmak, şehrimizde ülkemizin dört bir yanından ve birçok farklı ulustan çocuklu aileleri ağırlamak büyük bir keyif. Yaptığımız araştırmalardan görüyoruz ki; 4 yaşına kadar bütün çocuklar aynı. Sonrasında 7 yaşına kadar toplumun onlara biçtiği önyargılardan üstlerine düşen payı alıyorlar.  Erken çocukluk çağında özgüven gelişimi oldukça önemli. Tamamen çocuklar için olan bir ülkede meslekleri eğlenerek öğreniyorlar ve günün sonunda “Ben de yapabilirim” güvenini gözlerindeki pırıltıda görebiliyorsunuz. 

Sizce sizi diğer herkesten farklılaştıran özellikleriniz neler?

Beni başkalarından farklılaştırıyor mu bilmiyorum ama en önemli özelliklerimden birinin azimli olmak olduğunu söyleyebilirim. Sorunu çözmek için her zaman bir çare olduğuna inanırım. Niyet başarmaksa, gerçekten isteyip, inanırsak mutlaka bir yol bulunacağına inanırım. 

Günlük yaşamınızda rutinleriniz var mıdır, varsa paylaşır mısınız?

Sabah erken kalmayı ve güne mis gibi kokan bir kahveyle başlamayı severim. Kahve ve güne haberler ve e-posta kontrolü ile başlarım.  Haftada 3-4 kere sabah yürüyüşü de yaparsam ne mutlu bana. 

Bilinmeyen bir yönünüz var mı? 

Yeni yerler keşfetmek ve yeni insanlarla tanışmaktan büyük keyif alırım. Her gittiğim yerde mutlaka yerel kültürü anlamaya çalışırım. O bölgenin mutfağını mutlaka deneyimlerim. Yerel pazarları gezmeyi çok severim. Pazarlar insanları anlamak için çok güzel yerler. Çocuklarla sohbet etmek de yine benim için oldukça ufuk açıcı. Yetişkinlerin önemsemediği tüm incelikleri ve duyguları çocuklardan öğrenebiliyorsunuz.

Dalış, mavi yolculuk ve doğa yürüyüşleri de çok sevdiğim aktivitelerdendir. 

Ekibinize alacağınız kişilerde nelere dikkat edersiniz? 

En önemli kriterim; iyi niyetli ve istekli olmaları.  Artık iş hayatında öğrenmeyi öğrenen, yetkinliklerini sürekli geliştirebilen kişiler fark yaratıyor. Bizim gibi hizmet sektöründe yaratıcılık, problem çözme, sonuç odaklılık, aktif öğrenme, takım oyuncusu olmak gibi yetkinlikler çok kıymetli. Devam eden mülakat süreçlerinde adayların kendileri net ifade etmeleri ve motivasyonlarını sergilemeleri önemli. İyi niyet ve tutkunun başarıyı getireceğine olan inancım tam. 

Ekibinizi motive etmek için hangi araçlardan yararlanırsınız?

Mümkün olduğunca samimi ve açık iletişimden yanayım. Şirket hedefi şeffaf olarak paylaşılırsa, herkes hedefe koşmak için birlikte ilerler. Açık iletişim kurduğunuzda rüzgâr istediğiniz yönde esmese bile yelkenleri rüzgâra çevirebilen, aidiyet duygusu yüksek bir takım olabilirsiniz. Bunu her anlamda tam olarak dünyayı saran salgın döneminde deneyimlediğimi söyleyebilirim. Ekip arkadaşlarım şehrimizin kapılarını kapadığımız bu süreçte misafirlerimiz için dijital bir dünya oluşturup, hizmete sundu. 

Yatay yönetim anlayışının, herkesin fikirlerine değer vermenin fark yaratacağına inanıyorum.  Hizmet sektöründe en önemli konu ev sahibi olmak. Kültürümüzdeki misafirperverliği ziyaretçilerimize hissettirmemiz çok önemli. Ne mutlu ki, çocukların gülümsemesiyle her gün yeniden motive olan bir ekibimiz var.  Salgının bir an önce sona ermesini ve tekrar şehrimizin bizi çok mutlu eden çocuk kahkahaları ile dolduğunu görmeyi heyecanla bekliyoruz. 

Kuşak farklılıklarını nasıl yönetiyorsunuz? 

İş hayatında farklı yaş gruplarından kişiler var. Ağırlıklı Y ve Z kuşağıyla çalışıyorum. İlişkilerimde önce yüzde yüz güvenle başlarım. Gençlerin heyecanlarını anlamaya çalışarak, kurumsal çerçeve içerisinde bunları gerçekleştirmenin yollarını arıyoruz. Gençlerin ihtiyaçlarını anlamak, kariyer planlarken rehber olabilmek benim için çok önemli. Yeni nesilden çok umutluyum. Ne istediklerini bilen bir nesil iş dünyasına katılıyor. Bizlere düşen onlara yol göstermek.  

Kuşak farklılıklarını anlamada KidZania’da çalışmanın bana çok şey kattığını ayrıca belirtmeliyim. KidZania olarak çocukların fikirlerini öğrenmek bizim için çok önemli. Her yıl dünyadaki KidZania’ları ziyaret eden 7 – 12 yaş arasındaki çocuklarla belirlediğimiz tema ekseninde görüşlerini soruyoruz. Önümüzdeki 10 sene içinde de bugünün çocukları iş dünyasında yerlerini almaya başlayacaklar. Çocukların dünya ile ilgili endişelerini incelediğimiz Kidea Araştırması sonuçlarına göre; çevre, toplumsal cinsiyet, fırsat eşitliği gibi konularda bilinçli, insani değerleri ön planda tutan bir nesil geliyor. Z ve Alfa kuşaklarının küresel sorunlara ve insani değerlere karşı hassas, farkındalığı yüksek jenerasyonlar olduğunu biliyoruz. Yeni gelecek alfa kuşağıyla çalışmayı da çok isterim. Yeni nesil tüm sorunlara karşı daha duyarlı, insani değerleri daha yüksek bir anlayışa sahip. İyilikten bahseden güzel bir nesil geliyor.

Sizce satışta kadın-erkek dengesinin sağlanması neleri değiştirebilir? Bu konuda paylaşabileceğiniz araştırmalar var mı? Varsa biraz bahseder misiniz?

İşleri kadın ya da erkek diye ayırmak bana yanlış geliyor. Aslında kadınların daha fazla olması yerine cinsiyet açısından dengeli iş ortamı demekte fayda var. İş hayatının her alanında dengeli bir yapı için çabalamalıyız. Maalesef toplumda, mesai saatleri ve çalışma koşulları gerekçe gösterilerek satış, kadınlara uyan bir meslek gibi görülmüyor. Oysa ki; kadınların empati ve adalet duyguları satış dünyasına değer katar. Satışta en önemli olanın karşılıklı fayda olduğunu düşünüyorum. Ticaretin daha dengeli hale geldiği ve karşılıklı “kazan-kazan” ilkesine dayalı, daha sürdürülebilir ticari ilişkiler için kadın erkek dengesi sağlanmalı. Her alanda olduğu gibi satışta da cinsiyet eşitliği sürdürülebilir bir iş yaşamının kapısını aralar. Kadınların daha fazla olduğu bir satış dünyasında daha fazla güven ortamı oluşur.

SALES NETWORK’ün cinsiyet eşitliğine dair çalışmalarını takdir ediyorum. Bunların tüm sektörlere yayılmasıyla bu dengenin kurulması için temel oluşacak.

Gençlere satış mesleğini tavsiye eder misiniz, neden? 

Kesinlikle tavsiye ederim. İnsanın kendini düzgün ifade edebilmesi, karşısındakinin ihtiyaçlarını anlayabilmesi, özel fırsat alanları yaratmak, başarıyı birlikte kutlama satış mesleğinin kişilere kazandırdığı yetkinlikler. Karşılıklı fayda üretebilmek bu mesleğin en güzel duygularından biri. Satış, birlikte büyüme, birlikte yapma anlayışıyla “ekip olma” duygusunu geliştirir. Satıştaki herkesin kendini çok iyi ifade etmesi, takım oyuncusu olması, karşısındaki anlayabilmesi gerekir. Uzun vadede satış mesleğinde birçok fırsat mevcut. Satış, gençler için keyifli, tutkuyla yapılabilecek bir iş alanı.

Öğrencilere kariyer yolculuklarında neler tavsiye edersiniz? 

Öncelikle hayatlarından “yapamam, olmaz” gibi olumsuz ifadeleri çıkarmalarını tavsiye ederim. İnsanın kendisinden daha büyük engeli yok.  Kendilerine, yetkinliklerine, sahip oldukları değerlere güvensinler. Onları heyecanlandıracak her konuda yapabilecek güçleri olduğuna inanıyorum. Nasıl bir çocuk yürümeden önce emekliyorsa, kariyer yolculuğunda da adım adım ilerlemek gerekiyor. Başlangıçta verilen işleri yapmaya ve her işten yeni yetkinlikler öğrenmeye gayret etsinler. Neyi yapıp neyi yapamayacağını gözlemleyip yapamadığı konuda çözümler arasınlar. Yapabilecekleri kadar staj yapsınlar. Kendilerinden deneyimli insanların iş yapış biçimlerini gözlemlesinler ve kendilerince doğru ve yanlış bulduklarını analiz etmeye gayret etsinler. Kendilerini birçok iş alanında deneyim kazanabilecekleri ortamlar oluşturmak için çaba göstersinler. En önemlisi ise kendilerini mutlu edecek hedefleri olsun ve bu hedef için koşsunlar.

Sevdiğiniz bir kitaptan beğendiğiniz bir paragrafı bizimle paylaşabilir misiniz? 

 “Ve bir şeyi gerçekten istediğin zaman, arzunu gerçekleştirmeni sağlamak için bütün evren iş birliği yapar”. Paulo Coelho’nun Simyacı eseri, Özdemir İnce’nin güzel Türkçesi ile hayatımın en önemli kitabıdır. Benim için çok özel bir hatırası olan bu kitabı her okuduğumda, yaşanmışlıklarla farklılaşan yeni ilham veren cümleler buluyorum. Hayatımın yarısında bana eşlik eden Simyacıyı hayallerinin peşlerinden gitsinler diye 18 yaşına giren tüm yeğenlerime hediye ederim. 

Sık kullandığınız bir atasözü var mı? Yoksa size göre herhangi bir durumu en iyi anlatan atasözü hangisi? 

Ekip arkadaşlarıma sorsanız; eminin “Aynı şeyleri yaparak, farklı sonuçlar bekleme” derler. Gerçekten çok sık ve inanarak söylerim. Kurucularımızdan Sayın Rıfat Hassan, Kidzania tiyatrosunda bizlere unutulmaz bir konuşma yapmıştı. Sohbetinde “Gücün bittiği yerde kader başlar” dedi. Bu cümleyi de beynime kaydettim.  

SALES NETWORK Topluluğu için neler söyleyebilirsiniz? Bugünü nasıl görüyorsunuz, gelecek için neler öneriyorsunuz? 

SALES NETWORK satış mesleğini icra eden profesyonellerin bir araya gelmesi ve yetkinliklerini arttırması için çok güzel bir platform. Topluluğun çalışmalarını takdir ediyorum. İlham veren, keyifli işler ortaya çıkıyor. Women in SALES NETWORK ve Youth in SALES NETWORK projeleriniz ile yapılan çalışmaları çok takdir ediyorum. Birbirimizle paylaştığımız deneyim ilham kaynağı oluyor.