Korhan Yazganoğlu: Seçimlerimin sonuçlarına odaklanmayı tercih ederim

İlham Verenler sohbetlerine devam ediyoruz. Bu haftaki konuğumuz Doğadan (The Coca-Cola Company) Satış Direktörü Korhan Yazganoğlu.

İsterseniz önce bir teşekkür ile başlayalım. Hayatınızda birine teşekkür edecek olsanız bu kim olurdu ve neden?

Hayatımda en büyük teşekkürü beni yetiştiren, bugünlere gelmemde büyük emeği olan aileme ederdim. Özellikle kendim de bir ebeveyn olduktan sonra çocuk yetiştirmenin zorluklarını, gösterilen fedakarlıkları, sınırsız ve koşulsuz verilen sevgiyi çok daha iyi anlıyor ve bizlerin pusulası olup yetiştirdikleri mutlu ve başarılı 3 çocuk için kendilerine sonsuz teşekkür ediyorum. 

Sizi tanıyabilir miyiz?  Yaşamınızdaki kilometre taşlarından bahseder misiniz?

1983 İzmir doğumluyum. Mühendis bir baba ve öğretmen bir annenin 3 çocuğundan en küçüğü ve dolayısıyla en şanslısıyım. Hayatım boyunca örnek aldığım, rol modelim olan bir ağabey ve beni hep destekleyen, motive eden bir abla ile büyümenin faydalarını fazlasıyla yaşadım.

İlkokulu Agah Efendi İlköğretim Okulu’nda, orta okul ve liseyi ise Bornova Anadolu Lisesi’nde okudum. Özellikle Bal’da geçirdiğim 7 sene bana unutulmaz dostluklar kazandırmanın ötesinde sadece akademik değil sosyal, kültürel, sportif ve birçok açıdan gelişimime çok büyük katkı sağladı. 

İlk olarak üniversite için geldiğim İstanbul ise hayatımdaki birçok önemli mihenk taşına tanıklık etti. Henüz İstanbul’daki birinci senemde 20 senelik hayat arkadaşlığı ve 2 güzel çocuğa vesile olan eşim ile tanışmak, ilk kez yurtdışına çıkmak (Exchange programı ile Boston Unv.), çocukluk hayalim olan Boğaziçi İşletme Bölümü’nden 5 unutulmaz sene sonrası mezun olmak, son olarak The Coca-Cola Company’de staj yaparken, P&G’de mezun olur olmaz işe başlamış olmak hayatımdaki önemli dönüm noktalarıdır. Bu arada P&G ve The Coca-Cola Company benim en çok çalışmak istediğim iki şirketti. Bu noktanın da özellikle altını çizmek isterim. 

Üniversite sonrası başladığım ve satış organizasyonu olarak dünyanın en iyi şirketlerinden biri olan P&G’de geçirdiğim 14 unutulmaz yıl sonunda 2020 itibariyle The Coca Cola Company bünyesindeki Doğadan şirketinde Türkiye ve Uluslararası Operasyonlar Satış Direktörü olarak göreve başladım. Türkiye’de 45 yıllık uzmanlığı ile kategorinin kurucu ve lider markası olan Doğadan’ın hem yeni Sahaya Gidiş Model’ini tasarlamak ve hayata geçirmek, hem de kendi bünyesinde bir satış organizasyonunu kurmak gibi çok zorlu, ama bir o kadar da keyifli ve gurur verici bir görevi yerine getirme şansı buldum. An itibariyle de Doğadan’ı, sistem içerisinde bölgesel marka konumundan global marka olmaya uzanan yolculuğunda “Çay Mükemmeliyet Merkezi”’ olarak konumlandırma vizyonu ile yolumuza devam ediyoruz.

Sizce sizi diğer herkesten farklılaştıran özellikleriniz neler?

Beni tanımlayan en önemli özelliğin ‘Kazanma Tutkusu’ olduğunu söyleyebilirim. Çocukluk yıllarından beri süregelen rekabetçi bir karakterim var. Bunu iş hayatında da lehime çevirmeye ve iş sonuçlarına yansıtmaya, ancak bunu yaparken de şirketin ve takımın çıkarlarını önde tutarak özellikle ekip ruhuna zarar vermemeye özen gösterdim. Sahadaki rekabetin ön planda olduğu Satış departmanında pes etmeme, zorluklardan yılmama ve de esnek bir yapının çok önemli olduğuna ve buna sahip olan satış ekiplerinin önemli fark yaratacağına inanıyorum.

Günlük yaşamınızda rutinleriniz var mıdır? Varsa paylaşır mısınız?

Günlük rutinlerim herkes gibi pandemi sonrası benim de çok değişti. Özellikle hareket etmek, mümkün olduğunca açık havada yürüyüş yapmak hem beden hem zihin sağlığımı korumamı sağlayan en önemli rutinim oldu. Eğer bilgisayar başında olmamı gerektiren bir durum yoksa mutlaka her gün birkaç toplantıya yürüyüş yaparken katılıyorum. Beni zinde tuttuğu gibi, düşüncelerimi toplamama ve bir konuya odaklanmama ciddi anlamda katkısı oluyor. Pandemi sonrasında da mutlaka devam edeceğim bir rutinim olduğunu söyleyebilirim.

Bilinmeyen bir yönünüz var mı? 

Üniversite yıllarından beri iyi bir F1 (Formula 1) tutkunuyum. Sadece şampiyon pilotu ya da takımı desteklemek, takip etmek değil; araç gelişimlerini, değişen kuralları, takımların stratejilerini ve pilotların gelişim hikayelerini detaylı birçok kaynaktan araştırır ve yarışların her birini yeni bir kitap ya da film hikayesi gibi takip ederim. Beni en çok cezbeden ise içerdiği ‘kazanma tutkusu’, farklı durumlarda kurgulanan değişken ‘stratejiler’, her dişlisinin mükemmel işlemesi gereken ve içindeki en ufak bir parçasının başarısız olduğunda tüm sonucun etkilendiği ‘takım olgusu’, ve bunlar gibi birçok ortak noktası ile mesleğimizden çok fazla şey bulabiliyor olmak. Yarattığı adrenalin ise tabii ki paha biçilemez.

Satış dünyasında olmak sizin için bilinçli bir tercih miydi? 

Kesinlikle. Üniversite yıllarında bir dönem pazarlama ve finans stajları yapmış olsam da gönlümde her zaman satış departmanı vardı. Satışın güçlü iletişim ve ikna yeteneği gerektiren, dinamik, rekabetçi yapısı ve de yaptığınız işin sonuçlarını çok hızlı bir şekilde alabiliyor olmak beni her zaman cezbetti. Bu sebeple mezun olduğumda sadece satış pozisyonlarına başvurdum ve bu kararımdan hiçbir zaman pişman olmadım.

Ekibinize alacağınız kişilerde nelere dikkat edersiniz? 

Satış departmanı için gerekli olan ana yetkinlikler (Liderlik, takım oyunu, kazanma tutkusu, yenilikçi yaklaşım, iletişim becerileri vb.) dışında dikkat ettiğim en önemli konu ‘personal fit’, yani şirkete kültürüne, takım arkadaşlarına, ekibe ve ilgili pozisyona uyum. Çok güçlü yetkinlikleri ve geçmişi olan bazı çalışanların iş yapış şekilleri, anlayış ve kültür farklılıkları sebebiyle azami performansı gösteremediklerini ve potansiyellerini ortaya çıkaramadıklarını gözlemlediğim durumlar oldu. Bu sebeple hem şirket hem de çalışanların iyiliği için uyum riski olan kariyer evliliklerinden uzak durmakta fayda olduğunu düşünüyorum.

Ekibinizi motive etmek için hangi araçlardan yararlanırsınız?

Motivasyonun çok kişisel ve kişilerin karakteristik özelliklerine göre değişkenlik gösteren bir konu olduğunu düşünüyorum. Bazı çalışanlar ki daha çok ‘Kırmızı’ renk ile özdeşleşirler, ‘Başarılı olmak’ ya da ‘sonuç elde etmek’ ile motive olurken diğerleri takdir edilmek ya da küçük bir jest ile daha çok motive olabilir. Bu sebeple hem ekibimdeki hem de mentorluk yaptığım arkadaşlarıma genelde ‘seni en çok ne motive eder’ sorusunu sormakla işe başlarım. İyi bir liderin ekibindeki her bir bireyi neyin motive ettiğini gözlemleyip kişiye özel farklı motivasyon araçları kullanması daha etkili olacaktır. 

Sizce satışta kadın-erkek dengesinin sağlanması neleri değiştirebilir? Bu konuda paylaşabileceğiniz araştırmalar var mı? Varsa biraz bahseder misiniz?

Kadınların iş hayatına katılmasını destekleyen ve bu konunun toplumların medeniyet düzeyini belirleyen en önemli göstergelerden biri olduğunu düşünüyorum.  Kadının bir eş ya da anneden önce bir birey olduğunu ve de iş hayatındaki varlığının sosyal hayata, toplumsal gelişime ve ekonomik refaha çok önemli katkı sağlayacağına inanıyorum. Özellikle ‘Soft Skills’ diye tabir ettiğimiz yetkinliklerin çok önemli olduğu Satış Departmanı’nda kadınların ‘yaratıcılık’, ‘empati’, ‘duygusal bilinç’, EQ vb. güçlü özelliklerinin ciddi fark yaratacağını destekleyen birçok araştırma var. 

Doğadan’da da Diversity & Inclusion başlığı şirket değerlerimiz içerisinde önemli bir temel taşı. Çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık ilkelerimiz ve hedeflerimiz doğrultusunda Doğadan olarak kadınları odağında tutan bir markayız. Hem liderlik ekibimizde hem de diğer kilit rollerde kadınların görev almasını çok önemsiyoruz. Yönetsel rollerdeki kadın çalışan oranımız %39 ile bünyesinde yer aldığımız The Coca-Cola Company tarafından da başarılı bir oran olarak kabul ediliyor. Daha çok erkek yöneticileri görmeye alışkın olduğumuz üretim, satış, kalite, fabrika, planlama ve lojistik müdürü gibi teknik roller kadın liderlerimize emanet. Bu kapsamda kadın çalışan sayımızı artırmaya yönelik, kadınların daha özgür, daha güçlü ve de daha verimli bir şekilde Doğadan’daki kariyerlerine devam etmelerini sağlayacak aksiyonları aldığımızı söyleyebilirim. 

Yine SALES NETWORK organizasyonu kapsamında da katılacağımız ‘Women in Sales Network Program Partnerliği ve benzer girişimlere de destek olmaya devam edeceğiz.

Gençlere satış mesleğini tavsiye eder misiniz, neden? 

Dönem dönem farklı sektör ve iş kolları daha cazip gözükse de ticaret devam ettiği sürece satış mesleği önemini korumaya devam edecektir. Günümüzde de satış fonksiyonunun hiç olmadığı kadar ön planda olduğunu düşünüyorum. Eskiye göre satış kökenli çalışanların üst düzey, karar mekanizmalarında aktif rol alma oranları yükseldi. Özellikle global ölçekte operasyonları olan uluslararası firmaların müşteriyi, pazar gerçeklerini, ticari dinamikleri daha iyi anlamak ve stratejilerini oluştururken saha ekiplerinin tecrübelerinden daha fazla yararlanmak amacıyla satış kökenli, önemli yetenekleri daha üst düzey görevlerde değerlendirdiklerini gözlemliyoruz. Bu da kariyer yönetimi anlamında satışı tercih edenler için büyük bir fırsat yaratmakta.

Öğrencilere kariyer yolculuklarında neler tavsiye edersiniz?

 Öncelikle bir ‘Hayal’ kurmalarını tavsiye ederim. Kariyer yolda birçok engelle karşılaşacakları, iniş-çıkışları olan ve birçok dönüm noktası içeren çok uzun bir yolculuk. Bu yolculuğa çıkmadan önce kendilerine bir hedef belirlemeliler ve kariyerleri boyunca aldıkları her karar kendilerini bu hayale bir adım daha yaklaştırmalı. 

İkinci olarak bu hayalin peşinde doğru planlama ve de kişisel gelişim analizi yaparak pes etmeden çok çalışmaları gerekiyor. Kendilerini tanımaları, güçlü ve zayıf yanlarının farkında olmalı, buna göre oluşturacakları kişisel gelişim planı ile yollarına yetkinlik ve tecrübelerini arttırarak çok daha güçlü bir şekilde devam etmeliler. 

Son olarak yaptıkları işten keyif almalılar. Yapılan tüm çalışmalarda sağlıklı iş-hayat dengesini kurabilmiş, mutlu/huzurlu çalışanların çok daha yüksek performans gösterdiği ve verimli çalıştığı ortaya çıkıyor. Bu yüzden hayatlarının önemli bir kısmını ofiste ya da evde ama çalışarak geçireceklerini unutmadan, iş-özel yaşam dengesini gözeterek, mutlu ve huzurlu bir iş ortamını tercih etmeliler. 

Pandemi öncesi ve sonrasını ele alırsak bu sürecin sonunda hayatınızda, bakış açınızda neler değişti? 

Pandeminin özellikle iş dünyasındaki en büyük etkisi uzaktan çalışmaya bakış açısı oldu. Hepimiz bu süreçte farklı seviyelerde de olsa uzaktan çalışmanın mümkün olduğunu, hatta bu şekilde çok daha verimli ve yüksek performans ile çalışılabildiğini gözlemledik. Pandemi bittikten sonra da artık bu esnek çalışma modelinin devam edeceğini düşünüyorum. 

Sık kullandığınız bir atasözü var mı? Yoksa size göre herhangi bir durumu en iyi anlatan atasözü hangisi? 

Atasözü olmasa da “Her seçiş bir vazgeçiştir” özdeyişini çok sever ve sıkça kullanırım. Hem özel hayatımız hem de iş ve de kariyer ile ilgili verdiğimiz her karar aslında birçok alternatif arasından yaptığımız seçimlerden ibarettir. Ve bu seçimlerin sonunda mutlaka bazı şeylerden vazgeçeriz. Burada önemli olan vazgeçtiklerimizin farkında olmak, verdiğimiz kararların sorumluluğunu almak ve de hiçbir zaman ‘keşke’ dememektir. Bu sebeple hayat felsefesi olarak geriye dönüp nelerden vazgeçtiğime değil seçimlerimin sonuçlarına odaklanmayı tercih ederim.

SALES NETWORK Topluluğu için neler söyleyebilirsiniz? Bugünü nasıl görüyorsunuz, gelecek için neler öneriyorsunuz? 

SALES NETWORK’ün sektördeki çok büyük bir boşluğu dolduran önemli bir oluşum olduğunu düşünüyorum. Bu mesleği yapmayı tercih etmiş tüm satış emekçileri için hem seslerini duyurabilecekleri hem de kişisel gelişim ve iletişim ağlarını güçlendirebilecekleri böyle bir platforma çok ihtiyaç vardı. Bunun yanında dilerim ki mesleğin pozitif algısına/prestijine vereceği katkılar ve de yaratacağı farkındalık ile yeni yeteneklerin aramıza katılmasına önayak olmaya devam eder. Biz de elimizden geldiğince topluluğun daha da büyümesi ve de etkinliğini arttırması için destek olmaya devam edeceğiz.