Nevra Onursal Karaağaç: Elimizdekinin değerini bilmemiz ve anı doyasıya yaşamamızın önemini bir kez daha anladım

İlham Verenler sohbetlerine devam ediyoruz. Bu haftaki konuğumuz Hitit Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nevra Onursal Karaağaç.

İsterseniz önce bir teşekkür ile başlayalım. Hayatınızda birine teşekkür edecek olsanız bu kim olurdu ve neden?

İlk başta abime. Yeri geldiğinde abilik yaptığı, yeri geldiğinde arkadaş olduğu ama her zaman benim yanımda olduğu ve olacağını bildiğim için. Beni daha iyisini yapmam için küçüklüğümden bu yana fark etmeden bile olsa işlediği için. Benim gözümde hep çalışkan, başarılı olan abimdi, dolayısı ile ona yetişemesem bile onu utandırmayacak bir kardeş olmam gerekiyordu.

Ama tabi ki tek bir kişiye teşekkür etmek aslında zor. Ben mutlu bir ailede büyüme şansına sahip biriyim. Annemin de babamın da hayatıma kattığı çok şey var. Her zaman eğitimi ve gelişimi desteklediler. Çalışan anne olabileceğimi hep tekrarladılar. Ancak kayıpları nispeten erken ve arka arkaya yaşadım, belki de çocukluktaki o rol model ve hayranlıkla birlikte yaşadığımız bu süreç beni abime daha çok yakınlaştırdı.

Sizi tanıyabilir miyiz, yaşamınızdaki kilometre taşlarından bahseder misiniz?

1980 yılında İstanbul’da doğdum. Hayatımın ilk en büyük dönüm noktası Koç Lisesi’ni kazanmamla birlikte yatılı okumak için ailemi ikna etmem oldu. O zamanlarda 8 senelik eğitime daha geçilmemişti ve 5. sınıf sonrası orta okula geçiliyordu. 11 yaşında İstanbul’da oturmamıza rağmen orta okulu yatılı okudum. Ailemi ikna etmem çok zor olsa da “iyi ki” dedim her zaman bu kararım için.

Daha sonra üniversite için Amerika’da Carnegie Mellon University’e iletişim tasarımı okumaya gittim. Bir sanat okulu yerine özellikle mühendislik konusunda çok iyi bilinen daha analitik bir okulu tercih ettim. Çok farklı dersler aldım okuduğum konu dışında, çok farklı yerlerden gelmiş Amerikalı ve yabancı arkadaşlarım oldu, bölümdeki tek Türk bendim. Sonrasında orda kaldım önce Newyork’ta Wunderman direkt pazarlama ajansında daha sonra da Pittsburgh’da yaratıcı bir ajansta çalıştım. Arkasından Milano’da Interaction Design üzerine Domus Academy’de master yaptım. Çok küçük, 12 kişinin olduğu bir programdı. Yeni teknolojileri son kullanıcıya ulaştıracak projer üzerine dünyaca bilinen markalarla çalışma fırsatım oldu. Avrupa, Türkiye’ye dönme kararım için de bir adım oldu. Aile o noktada ağır bastı ve Amerika’daki işimden vazgeçip İstanbul’a taşındım.

Önce Leo Burnett’te çalıştım sonrasında da Hitit’e başladım. Önceleri freelance başlayan yolculuğum creative director, brand manager, marketing director olarak devam etti. Şu anda da satış ve pazarlamadan sorumlu genel müdür yardımcısı olarak Hitit’teki yolculuğuma devam ediyorum.

Bu arada Hitit’te çalışırken 2010’da evlendim. 2011’de annemi kaybettim. 2012’de ilk oğlum Emre doğdu. O, 9 aylıkken babamı kaybettim. 2013’te de ikinci oğlum Mete doğdu. 2010-2013 arası üzüntülerin ve sevinçlerin karıştığı bir dönem oldu benim için.

Sizce sizi diğer herkesten farklılaştıran özellikleriniz neler?

Herkesten farklılaştıran mı bilemeyeceğim, bu özellikler birçok kişide vardır ama benim karakterimin öne çıkan tarafları diyebilirim. Pes etmeyen, çözüm odaklı, iç sesini dinleyen ama sonunda daha pragmatik veya mantıkla yaklaşan biriyim.

Günlük yaşamınızda rutinleriniz var mıdır, varsa paylaşır mısınız?

Kesinlikle var ancak bunlar pandemi öncesi ve pandemi sonrası olarak değişiyor. Bulunduğumuz durumda evden çalışma düzeninde bunlar biraz değişikliğe uğradı.

Pandemi öncesinde güne duşla başlardım. Sonrasında çocuklarımla birlikte onlar okula hazırlanırken geçirdiğim bir süre vardır. Sonrasında onlar okula ben işe. Genelde ofise erken gelmeyi, sessiz bir yarım saati günlük işleri planlamak veya bölünmeden yapmam gereken işleri yapmak için ayırmayı tercih ederim. Eve geldiğimde kesintisiz bir süre çocuklarımla vakit geçirmek benim için önemlidir. Daha sonra da eşimle yemek yeriz. Yemekten sonra olmazsa olmazım bitki çayı içmektir.

Pandemide evde olunca bu rutin biraz değişti. Güne duşla başlamak ve okul öncesi olan vakit değişmedi. Pandemi ile beraber akşam yemeklerini ailecek yeme fırsatımız oldu. Pandemi öncesinde eve geldiğimde çocuklar çoktan yemeklerini yemiş oluyordu. Ailecek geçirdiğimiz vakitleri artık sadece haftasonuna sığdırmamıza gerek kalmadı. Sanırım pandeminin hayatımıza getirdiği ufak da olsa güzellikler oldu.

Satış dünyasında olmak sizin için bilinçli bir tercih miydi?

Hayır, değildi. Hatta kendimi pek de uygun görmezdim. İşin daha çok yaratıcı pazarlama tarafında kendimi görüyordum. Ama satış öyle bir şey ki bir kere tadını alınca vazgeçmek de zor.

Ekibinize alacağınız kişilerde nelere dikkat edersiniz?

İletişimi güçlü, katılacağı ekiple uyum içinde çalışacak kişiler olmalı. Seyahat etmek ile ilgili çekinceleri veya kısıtlamaları olmamalı. Bizim bulunduğumuz işte satış tek kişinin işi değil bir ekip çalışmasıdır, dolayısı ile ekip içindeki uyum çok önemli. Birlikte yoğun seyahat dönemleri oluyor. Bu sürede birbirine hem destek olmaları hem de daha iyisi için zorlamaları gerekiyor. Bir de kolay pes etmeyen kişiler olmalı, bizim sektördeki satış süreleri oldukça uzun.

Gençlere satış mesleğini tavsiye eder misiniz, neden?

İnsanlarla iletişim halinde olmayı, farklı kişileri ve kültürleri tanımayı seviyorlarsa kesinlikle tavsiye ederim.

Öğrencilere kariyer yolculuklarında neler tavsiye edersiniz?

Kendilerini tanımaya çalışsınlar, sevecekleri işi seçsinler. Hiçbir işi küçümsemesinler. İşi iş gibi değil hayatlarının bir parçası, zevk aldıkları hobileri gibi olduğunda çok daha keyif alırlar ve bu süreçte geçirdikleri zaman onlar için bir vazife olmaz. Öğrenimleri boyunca karşılarına çıkan fırsatları değerlendirsinler, bu süreçte ne kadar fazla staj deneyimlerlerse ileride karar verirken o kadar bilgiye sahip olurlar.

Pandemi öncesi ve sonrasını ele alırsak bu sürecin sonunda hayatınızda, bakış açınızda neler değişti?

Gündelik hayatta çok normal gördüğümüz şeylerin bile aslında bir anda gidebileceğini deneyimledik. Restorana, markete gitmenin ötesinde yaptığımız iş gereği çok normal bir şeydi sabah uçağı ile yurt dışında bir yere gidip akşamına dönebilmek. Elimizdekinin değerini bilmemiz ve anı doyasıya yaşamamızın önemini bir kez daha anladım.

Sık kullandığınız bir atasözü var mı? Yoksa size göre herhangi bir durumu en iyi anlatan atasözü hangisi?

Başa gelen çekilir.

SALES NETWORK Topluluğu için neler söyleyebilirsiniz? Bugünü nasıl görüyorsunuz, gelecek için neler öneriyorsunuz?

Henüz çok yeni katıldım, sadece bir organizasyona katılabildim ancak birbiriyle güzel dengeler kurmuş bireylerin bir araya geldiği bir topluluk. Parçası olmak heyecan verici. Birlikte güzel projeler yapıp gençlere yol göstereceğimize inanıyorum. Özellikle mentorluk ve sosyal sorumluluk projeleriyle harmanlayacağımız projelerle gençleri doğru noktadan yakalayabileceğimizi ve güzel mesajlarla kariyerlerine yön vermelerinde pozitif etkilerimiz olacağını umuyorum.