Özlem Kalkan: Yolculuklar bitmez, sadece yollar değişir

İlham Verenler sohbetlerine devam ediyoruz. Bu haftaki konuğumuz SabancıDx Satış ve Ürün Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Özlem Kalkan.

İsterseniz önce bir teşekkür ile başlayalım. Hayatınızda birine teşekkür edecek olsanız bu kim olurdu ve neden?

Her yaşımda ve döneminde başka biri olurdu bu sorunun cevabı benim için. Müteşekkir olmayı gerçekten seven biri olarak teşekkürlerimin boyutunu ölçmek ve karşılaştırmak bana göre değil. Bununla birlikte ilk teşekkür kime diye sorarsanız tabii ki “anneme” derim!

Sizi tanıyabilir miyiz, yaşamınızdaki kilometre taşlarından bahseder misiniz?

1980 sonrası birçok ailede olduğu gibi ben de çekirdek ailemin en iyi projesi olarak dünyaya geldim. Ailemin çocuk hasreti ile adımı “Özlem” koyduğu hikayesine yıllarca inandım. 6 yıl sonra, dünyaya gelen erkek kardeşim ile “Murat”larına eren ailemin gerçek hikayesi ile yüzleşmek, ilk kilometre taşım oldu. Geriye dönüp mavi, sarı ve beyaz ağırlıklı bebeklik kıyafetlerimden erkek çocuk “Özlem”ini nasıl da okuyamamışım!

Ege ile yaptığımız WIS – Satışta Kariyer Var söyleşimizde de belirttiğim gibi benim hayatımın manşeti; “İlkler ve Riskler” olur. Bu nedenle hayatımdaki dönemeçlerin çoğu keskin virajlı. Kilometre taşlarım da o yüzden daha da hafızalara kazınır cinsten. Bazen komik, bazen de trajik olaylarla karşılaştım. Örneğin, hem ortaokul hem de üniversite giriş sınav sorularının çalınması nedeniyle Türkiye’deki en kritik iki akademik sınavın tekrarlanmak zorunda kaldığı başka bir dönem henüz duymadım. 81 kuşağının denek olarak kullanılan bir kuşak olabileceğinden şüpheleniyorum ama her şerde bir hayır görmeye bayılırım. Bu bakış açımla o dönem yaşadıklarımı da, eğlenceye ve başarıya dönüştürmüştüm.

Lise döneminde belki de kariyerimin başlangıç “iyi ki”sini yaparak; 12 yaşında ailemle birlikte yaşadığım Kastamonu’dan ayrılıp İzmir Amerikan Lisesi’ne okumaya gittim. Ailemden ayrı olarak İzmir’de geçirdiğim 7 uzun yılın yaşadığım zorlu ayrılığa değmesi için bolca alın teri döktüm. Ne mutlu ki, bunun sonucunu da hayatımdaki bir diğer “iyi ki”ye kavuşarak aldım. Üniversite sınavında gösterdiğim başarı ile Sabancı Üniversitesi’ni kazandım. O dönemki koşullarda bu tabii ki kolay olmadı. Üniversite sınavında kazandığım önemli derece, benim için yine bir risk alma ve yeni bir ilke imza atma şansını bana tanıdı. Henüz ortada olmayan bir üniversitenin hayalini satın alıp, o hayali inşa eden ilk 250 kişiden biri oldum. Bugün Sabancı Üniversitesi’nde 20 yaşını doldurmuş her ağacın filizlenmesinde, duvarları süsleyen komitede, öğrenci kulüplerin kuruluşunda gurur duyduğum, yüzümü güldüren katkılarım var.

Bölümü sonradan seçme özgürlüğü ile endüstri mühendisliği okuyacağımı düşünerek girdiğim Sabancı Üniversitesi’nden mikroelektronik mühendisliğini bitirerek çıktım. Yüksek lisansta ise telekom mühendisliği ve MBA’yi bir arada olan Sanayi Liderleri Programı’nı okurken profesyonel kariyerime de başladım. Program sponsorum Borusan Telekom ile girdiğim telekom sektöründe Teletek, Global İletişim, Grid Telekom, Avea ve son olarak Türk Telekom’da pazarlama, iş geliştirme, stratejik iş ortaklığı yönetimi ve ürün yönetimi gibi farklı pozisyonlarda görev yaptım. Bu süreçte, eğitim hayatımda olduğu gibi profesyonel hayatımda çalıştığım ekiplerle birçok riski göğüsleyerek, önemli “ilklere” imza attık. Katkımın olduğunu düşündüğüm tüm işler, ürünler ve başarılar beni gerçekten gururlandırıyor ama yıllar boyunca ortaya çıkardığım işlerden ziyade bugün beni ben yapan ve daha ileriye gitmemi sağlayan en önemli kazanım, bu şirketlerde edindiğim ekip arkadaşlarım oldu.

SabancıDx ile aileye geri dönüş gibi hissettiğim bu son 1.5 yıl içinde de hem kişisel gelişim hem de kariyerim açısından ilkleri de yaşadım. Telekom ve pazarlama ağırlıklı bir altyapıdan gelip B2B teknoloji sektöründe satış, ürün ve pazarlama yani ticari tarafın liderliğini yapmak benim için yine keskin bir virajda yeni bir kilometre taşı yaratmak oldu.

En önemli kilometre taşımı ise sona sakladım. Tabii ki anne olmak! ilklerin en güzeli 9 yaşındaki oğlumla tekrar büyümek hatta hiç büyümemek bambaşka bir deneyim.

Sizce sizi diğer herkesten farklılaştıran özellikleriniz neler?

Öncelikle, kendi farklılıklarınızla tanışmanız için herkesin birbirinden farklı olduğunu fark etmeniz gerekiyor. Çevremdekilere baktığımda farklılaşan özelliğim olarak sahip olduğum tutku öne çıkıyor. Bir dans türü veya bir ürün lansmanı fark etmeksizin tutku ile yapmaktan başka bir çarem yokmuş gibi geliyor. Bazı insanlar dış etkenlere bağlı olarak, bir konu hakkında yükselir veya düşer. Ben ise motivasyonumu içimde yaratarak, içimdeki hırs üretim merkezini kendi kendine harekete geçirebiliyorum.  Bu yönümü iş hayatımda fark yaratmamı sağlayan özelliğim olarak görüyorum. Bunun yanı sıra, iletişimimin kuvvetli ve ikna kabiliyetimin de yüksek olduğunu söyleyebilirim.

Günlük yaşamınızda rutinleriniz var mıdır, varsa paylaşır mısınız?

Her şerde bir hayır bulmayı severim demiştim. Pandemi bana çok güzel bir ritüeli geri kazandırdı. Artısı ve eksisiyle dünü dünde bırakarak, güne 06.30 da başlıyorum. Her gün mutlaka 1 saat yüksek kondisyonlu spor yapıyorum. Sonra oğlumu daha önce hiç öpmemişçesine öptükten ve onu sevdiğimi söyledikten sonra yoğun bir çalışma temposuna giriyorum. Oğlumla oyun saatleri rutinlerimizde hayali oyunlar, iş arkadaşlarımla çalışma saatlerindeki rutinlerimizde ise stresi yaşanabilir kılmak için gülmek ve güldürmek öne çıkıyor.

Bilinmeyen bir yönünüz var mı?

IEEE’de onaylanmış bir akademik çalışmam, 100’den fazla “oo ne kadar güzel dans ediyorsun” dedikleri dans öğrencilerim, rafımda duran kayak lisansım, kendime gerektiğinde “evet bunu ben yaptım, dışarıdan almadım” diyebilmem için görebileceğim şekilde yaptırdığım serotinin hormonunun formülü şeklinde bir dövmem ve “çocuk yogası” sertifikamla eğittiğim anaokulu öğrencilerim ile emsali olmadığına emin olduğum bir yıl sonu müsamerem var.

Ekibinize alacağınız kişilerde nelere dikkat edersiniz?

Yüz yüze görüşmeler oldukça önemli oluyor. Hikayesini ve deneyimini anlatış şekline, gülüşüne, kendini ne kadar iyi tanıdığına, ikna yeteneğine, özgüven seviyesine ve hayalleri ile gerçeklerinin kesişme seviyesine bakıyorum.

Ekibinizi motive etmek için hangi araçlardan yararlanırsınız?

Bu konuda özellikle pandemi yeni kaslar geliştirmemizi sağladı. Yüz yüze iletişimi çok önemseyen hatta mimikler ve dokunsal duyuları çok fazla kullanan bir insan olarak ekran üzerinden insanları motive etmek kolay olmuyor. Bu nedenle safları sıkılaştırmak gerekiyordu, ben de öyle yaptım. Oldukça kalabalık, yeni nesil ağırlıklı bir ekibim var. Hiyerarşiden bağımsız olarak onlarla iletişimimi sıklaştırdım ve düzenli bire bir görüşmelere ağırlık verdim. Evde çalıştığımızda trafikten kazandığımız süreleri birbirimiz ile online ortamda daha sık görüşmek için kullanıyoruz.

Pandemi öncesinde yapılan iş ve özel kutlamalar, birlikte çıkılan yemekler motivasyona çok pozitif yansıyordu. Pandemi sonrası bunu e-kahve sohbetleri, evlere gönderilen teşekkür ve performans hediyelerine çevirdim. Bazen beklenmedik bir teşekkür maili/hediyesi veya üst yönetim mesajı da bu uzaklıkları yakınlaştırıyor.

Kuşak farklılıklarını nasıl yönetiyorsunuz?

Ne demiş yazar “Çınarın altına oturduğunuzda kendiniz değil, çınar olun, ormanda orman, kırda kır, insanlar arasında insanlarla olun.” Her kuşak ile olan etkileşimimi o kuşaktanmış gibi davranarak yönetiyorum ben de. Şaka bir yana çokça iletişim kurarak ve her kuşağın farklılığını net bir şekilde ortaya koyarak uzlaşma noktası bulmayı kolaylaştırmaya çalışıyorum.

Sizce satışta kadın-erkek dengesinin sağlanması neleri değiştirebilir? Bu konuda paylaşabileceğiniz araştırmalar var mı? Varsa biraz bahseder misiniz?

Kadınlar dünya ekonomisindeki iş gücünün %40’ını oluşturuyor. Yapılan araştırmalara göre 2025 yılına kadar toplumsal cinsiyet ve fırsat eşitliği sağlanabilirse bunun tüm dünya ekonomisine 28 trilyon dolar ek katkı sağlayacağı öngörülüyor. Türkiye’de ise kadın ve erkeklerin iş gücüne eşit oranda katılımı sağlanabilirse gayri safi milli hasılanın %30 artacağı belirtiliyor. Bu veriler ışığında, dünyada kadın istihdamının %1 artması, gayri safi milli hasılanın 80 milyar dolar artması anlamına geliyor.

Bunların yanı sıra, satış alanında kadınların erkeklerden daha başarılı olduğu istatistik olarak ortaya konmuş durumda. Ücret koşulları erkeklere göre daha iyi olmasa da eş görevlerdeki kadınların satış hedeflerini tutturma ortalamaları %70 iken, erkeklerin %67’de kaldığı gözlemlenmiş. Yine bir başka araştırmaya göre, cinsiyet eşitliğini yönetim kadrosu dahil sağlayan şirketlerin karlılık oranları diğerlerine göre %15 daha fazla.

Şu an STEM öğrencilerin ortalama %25’i kadın. Üstelik AB ülkeleri arasında %37 oranla en fazla STEM kız mezunu veren ülke Türkiye iken bu alandaki istihdam oranını da AB ülkeleri seviyesinin üstüne çıkarmalıyız. Bu çalışmaların olumlu etkilerinin hem istihdama, hem gayri safi milli hasılaya, hem de şirketlerin karlılığına fayda sağlayacağı belirttiğim tüm araştırmalarda gözler önüne seriliyor.

Öğrencilere kariyer yolculuklarında neler tavsiye edersiniz?

Sadece kariyerlerinde değil hayat yolculuklarında da denemeyi ve çalışmayı bırakmamayı ve ilgilerini çekmese bile farklılık olarak gördükleri düşünce ve deneyimlere açık olmalarını tavsiye ederim. Yolculuklar bitmez, sadece yollar değişir… Bu nedenle her ne kadar yolun sonu gözükse  ve virajı alamayacağınızı hissetseniz de içinizdeki el frenini çekmeyin lütfen! Ne demiş Şems-i Tebrizi “…düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir” diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?”

Sevdiğiniz bir kitaptan beğendiğiniz bir paragrafı bizimle paylaşabilir misiniz?

Bana kitap okumayı sevdiren kitaptan alıntı yapmak isterim. İlk defa 1995’te okumuştum, sonra çokça yine “ilk” defa okumuş gibi okudum.

Susanna Tamaro der ki : Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yaptığımız yolculuktur; o özgün çağrıya kulak vermeli, yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz.

İnsanın kendi iç dünyasına bakmak istemediği zaman bahaneler bulması dünyanın en kolay şeyidir. Dıştan bir suçlu her zaman vardır. Suçun -ya da daha iyisi sorumluluğun- yalnızca bize ait olduğunu kabullenmek çok cesaret ister. Gene de sana söylemiş olduğum gibi, ilerleyebilmek için tek yol budur.

Sık kullandığınız bir atasözü var mı? Yoksa size göre herhangi bir durumu en iyi anlatan atasözü hangisi?

“Her işte bir hayır vardır”, hem en sık kullandığım atasözü hem de beni en iyi anlatan olabilir. Krizleri fırsatlara çevirmeyi genellikle başardım. En umutsuz olduğum günde bile, ya bunun daha beteri varsa diye şükrettim. Annem sağ olsun beni bu atasözü ile büyüttü, hal böyle olunca bu söz iliklerime kadar işledi. Bu röportajda bile birkaç kez geçirdiğimi fark etmişsinizdir.

SALES NETWORK Topluluğu için neler söyleyebilirsiniz? Bugünü nasıl görüyorsunuz, gelecek için neler öneriyorsunuz?

SALES NETWORK sayesinde satış profesyonellerinin hem kişisel gelişimlerine hem de ulusal ve uluslararası iş birliktelikleri ile networklerini verimli kullanmasına uygun bir ortam oluştu. Aynı zamanda bu sayede bizden sonraki nesillere eğitimler vererek, deneyimlerimizi aktararak ve gelecek adına motive ederek çok başarılı satış insanlarını istihdama ve camiaya kazandıracağımıza inancım tam. Gelecek için yapılan planları duydukça heyecanlanıyorum ve destekliyorum. İnanıyorum ki, bir gün SALES NETWORK Topluluğunun tüm sektörler temsilcilerine ulaşacağına ve global çapta ses getiren hikayeleri ile gençlere ilham veren yeni satış liderleri çıkacak. Röportaja ilk soruda teşekkür ederek başladık, sonda da teşekkür ederek bitirelim.

Teşekkürler SALES NETWORK Topluluğu kurucuları ve üyeleri!