29.05.2021

Onur Altürk: Kuşak farklılıkları iş hayatında ekipler için büyük bir zenginlik

İlham Verenler sohbetlerine devam ediyoruz. Bu haftaki konuğumuz Anadolu Efes Türkiye Satış Direktörü Onur Altürk.

İsterseniz önce bir teşekkür ile başlayalım. Hayatınızda birine teşekkür edecek olsanız bu kim olurdu ve neden?

Bir kişiye teşekkür edecek olsaydım babama teşekkür ederdim. Açık sözlü, adil ve dürüst bir bürokrat olarak bende bıraktığı izler ve kim olduğumda yeri büyüktür.

Sizi tanıyabilir miyiz, yaşamınızdaki kilometre taşlarından bahseder misiniz? 

Doğduğum şehir Konya’da Anadolu ve Fen liselerinden mezun olduktan sonra ODTÜ Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama bölümünde okumaya başladım. Yatılı okuduğum, yurtta kaldığım öğrencilik yıllarımın insanlarla ilişkimi ve iletişim tarzımı şekillendiren önemli zamanlar olduğunu düşünürüm. Aldığım eğitim kadar edindiğim arkadaşlarım, yaşadığım kampüs, katıldığım öğrenci kulüpleri de bugünkü beni şekillendiren etkenler. 

Çalışma hayatıma Turkcell’de satın alma ve finansal kiralama departmanında başladım. Sonrasında Aria-Avea’da marka ve ticari pazarlamada ve Fritolay, PepsiCo’da satışın hemen hemen tüm alanlarında, hem merkez hem saha satış rollerinde farklı görevler aldım.

Son olarak da yaklaşık 3 yıldır çalışmaktan büyük mutluluk duyduğum Anadolu Efes Türkiye’de satış fonksiyonunu yönetiyorum. Büyük ve çok iyi bir ekibim var, onlarla birlikte önemli işler başarmak çok keyifli.

Bunların ötesinde hayattaki büyük dönemeçlerden birinin de aile kurmak, baba olmak olduğunu söyleyebilirim. Rüya ve Sinan sayesinde hayat çok daha anlamlı.

Sizce sizi diğer herkesten farklılaştıran özellikleriniz neler? 

Başarılı olmak için yaptığın işi sevmenin ve ekip arkadaşlarınla uyumlu çalışabilmenin büyük bir avantaj olduğunu gördüm. En büyük motivasyonum başarı olduğu için de bu konuda şanslıyım. Sevdiğim işi, değerleri kendi değer ve ilkelerimle uyumlu olan bir şirkette yapıyorum. Sadece ticari başarılarla değil, topluma kattıkları ve sosyal hayat için yaptıklarıyla fark yaratan bir yerde olmak bana büyük bir enerji veriyor. Tüm bunları da alanlarında çok yetkin ve birlikte eğlenmeyi seven bir ekiple yapıyorum.

Yaptığım işte analitik olmak ve bütünsel bakabilmek önemli. Adil olmak en önemli önceliğim ve buna  özen gösteriyorum. Sadece satış özelinde değil finans ve pazarlama dünyasındaki gelişmeleri, makroekonomik göstergeleri ve trendleri de yakından takip ediyorum.

Günlük yaşamınızda rutinleriniz var mıdır, varsa paylaşır mısınız?

Hafta sonları mutlaka önümdeki haftanın toplantılarını ve ajandasını gözden geçiriyorum ve haftamı planlıyorum. Erken kalkmaya çalışıyorum. Trafikte harcadığım zamanları mutlaka ekiple konuşarak değerlendiriyorum. Yalnız veya masamda çalışırken yemek yememeye özen gösteriyorum. Yalnız yenen yemekler kaçırılmış birer fırsat, bu nedenle iş arkadaşlarımla yemek yiyorum. Toplantı sayımı dengeleyebilirsem mesajlarıma aynı gün dönmeye çalışıyorum. Tüm bunların yanında mümkün olan her fırsatta  satış ekibiyle beraber saha ziyaretleri yapıyorum. 

Bilinmeyen bir yönünüz var mı?  

Her ne kadar son bir senedir pandemi koşullarında mümkün olamasa da seyahat etmekten, yeni ülkeler keşfetmek ve buralardaki yerel mutfakları denemekten büyük keyif aldığımı söyleyebilirim. Yemek benim için bir tutku. Yemek yapmak, kendi tariflerimi oluşturmak en büyük zevklerimden. 

Satış dünyasında olmak sizin için bilinçli bir tercih miydi?  

Ben ODTÜ’de Şehir ve Bölge Planlama alanında eğitim aldım. Dolayısıyla üniversite eğitimime başlarken direkt satış dünyasının içinde yer alacağımı düşünmemiştim. Ancak kariyerimin ilk yıllarında aldığım eğitimle satış alanının kesiştiği deneyimim sürecinde yapmak istediğim şeyin tamamen satış olduğuna karar verdim. Satışın beni motive eden, meraklandıran ve kişisel özelliklerime uygun bir alan olduğunu keşfettim bu süreçte. Dolayısıyla üniversitede bambaşka bir alanda başlayan sürecimin farklı deneyimlerle birleşmesiyle, kariyerimin erken yıllarında bilinçli bir tercih yapmış olduğumu düşünüyorum.

Ekibinize alacağınız kişilerde nelere dikkat edersiniz? 

Yapılan her işin emeğe değer olduğuna inananlardanım. Yapılan işin hakkını vermek de diyebilirsiniz. Tüm satış ekibinin, özellikle de sahadaki arkadaşlarımın, şirket hedeflerine ulaşmakta en önemli rollerden birisini üstlendiğini düşünüyorum. Bunun yanı sıra oldukça zorlu ve dayanıklılık isteyen bir sektördeyiz. Hızın bu sektördeki önemine değinmeden elbette olmaz. Ancak benim gözümde bir satış uzmanındaki bu özellik, analitik düşünme ve prensiplere dayalı karar verebilmeyle mutlaka birleşmeli. Aksi takdirde büyük resmi gören, stratejiyi anlamış ve içselleştirmiş bir ekip yaratmak mümkün olamaz. Dayanıklılık ve tutku ise her şeye rağmen bu zor işi her sabah kalkıp yüksek bir motivasyonla tekrar tekrar yapabilmenin anahtarı. Ekibime alacağım kişilerin meraklı ve öğrenmeye açık olması, sürekli gelişebilen, trendlere öncü olan ve kutunun dışında düşünebilen bir takım yaratmak için mutlaka dikkat ettiğim özellikler arasında. 

Kuşak farklılıklarını nasıl yönetiyorsunuz? 

Ben kuşak farklılıklarının aslında iş hayatında ekipler için büyük bir zenginlik olduğunu düşünüyorum. Ekibimde yıl tecrübesi oldukça fazla olan arkadaşlarımdan stajyerlerimize kadar hepimiz ortak bir hedefe koşuyoruz. Dolayısıyla sahayı çok iyi bilen bir satış uzmanının deneyimi dijitali ana dili olarak konuşan bir genç arkadaşımın deneyimiyle birleştiğinde fark yaratan sonuçlara ulaştığımızı gözlemliyorum. Her kuşağın kendine özgü, güçlü alanlarının olduğu bir gerçek ancak bunlar bir başka kuşak tarafından öğrenilemez diye bir şey yok. Bir diğerinin güçlü alanı ötekinden daha değerli gibi bir değerlendirmem de yok. Her alanda olduğu gibi bu alanda da çeşitlilik ve kapsayıcılığın bizi başarıya götürdüğünü biliyorum.  

Sizce satışta kadın-erkek dengesinin sağlanması neleri değiştirebilir? Bu konuda paylaşabileceğiniz araştırmalar var mı? Varsa biraz bahseder misiniz? 

Bu konunun sadece Türkiye’de değil, global gündemde de önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum. Geçtiğimiz yıllarda LinkedIn tarafından kadın satış profesyonellerinin oranı %39 olarak açıklandı. Üst seviyelere doğru çıkıldığındaysa bu oranın %21’e kadar düştüğü gözlemleniyor. Bu rakamlar elbette olması gerekenin çok altında. Biz Anadolu Efes’te “mesleklerin cinsiyeti olmaz” yaklaşımını benimsiyoruz. Şirketimizde her birey kendi yeteneklerine ve tutkuyla çalışmasına bağlı olarak her alanda varlık gösterebilir. Bunun da en önemli göstergelerinden biri bira ustalarımızın içerisindeki kadın payımızın oranı. Dünyanın önde gelen bira akademilerinden mezun olan kadınların 2 katından fazla kadın bira ustalarımız var. Çalışanlarımız ve iş ortaklarımız için bir yol haritası niteliğinde olan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Rehberi’mizde de ‘mesleklerin cinsiyeti olmaz’ prensibine özellikle vurgu yapıyoruz.  Dolayısıyla kadınların hiçbir ayrım gözetilmeden üretim ya da satış dahil tüm süreçlerde yer alması Anadolu Efes’te bizim normalimiz. Bunun göstergelerinden biri de yakın zamanda, Sürdürülebilirlik Akademisi ve Intertek tarafından verilen “İş’te Eşit Kadın” sertifikasını FMCG sektöründe alan ilk şirket olmamız. Bu sertifika ile ‘cinsiyet eşitliğinin sağlanması, ayrımcılık yapılmaması, kadının güçlenmesi için sosyal etki oluşturulması ve eşit değerde işe eşit ücret verilmesi’ gibi başlıklarda sıkı bir denetimden geçtik ve tüm kriterleri karşıladığımız tespit edildi. Bunun yanı sıra Anadolu Efes olarak Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’nin imzacısıyız. KAGİDER’in, Dünya Bankası teknik desteği ile geliştirdiği Fırsat Eşitliği Modeli Sertifikası’na da sahibiz.  Yine üretim ve satışta kadınların payını artırmak için Üretimde Kadın ve Satışta Kadın programlarına başlayacağız. Dolayısıyla daha çok kadının satış alanında kendisini var edebilmesi içi tüm şirketlerin Anadolu Efes örneğinde olduğu gibi toplumsal cinsiyet eşitliğini içselleştirmesi, liderlik ekiplerinin ve satış profesyonellerinin de buna göre hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Gençlere satış mesleğini tavsiye eder misiniz, neden? 

Benim için satış elbette deneyimlenmesi gereken bir alan. İnsanın gelişim ve öğrenme yolculuğunu hayatı boyunca önceliklendirmesi gerekiyor. Satış her gün öğrendiğiniz bir alan. Dünya ekonomisindeki değişimlerin, tüketici davranışlarının ya da sosyo-ekonomik parametrelerin yansımalarını sahada gözlemleyebilmek, oradan yeni soru ve meraklarla dönmek bence eşsiz bir deneyim. Bu soru ve meraklardan ilham alarak stratejiler oluşturmak ve uygulamalarına birebir dahil olabilmek sizi başarıya götürüyor. Sonuç odaklı ve bu sonuca giden yolu öğrendikleriyle ve deneyimleriyle anlamlandırabilen, tüm bu süreçten her türlü zorluğa rağmen heyecan duyacağını düşünen herkese satış mesleğini tavsiye ederim. 

Öğrencilere kariyer yolculuklarında neler tavsiye edersiniz? 

Öğrenci arkadaşlarıma tavsiyelerim elbette pandemi sürecinde yenilenen bakış açım ve koşullarla bir miktar değişti. Mezun olacak, kampüste olmanın keyfini henüz yaşayamayan ya da gelişimi için endişe eden öğrenci arkadaşlarımın bu süreçteki kaygılarını ben de paylaşıyorum. Özellikle satış alanında birebir deneyim alanı sunan staj programlarının önemini vurgularken pandemi sürecinde bu tavsiyenin uygulanabilirliği elbette azaldı. Stajın iş hayatına atılmadan önce en öğretici ve önemli yol olduğunu sürekli belirtirken seçeneklerin gitgide azaldığı bir noktaya geldik. Ancak bizim gibi tüm süreçlerini dijitale geçiren şirketler hala bu alanda önemli imkanlar sunuyorlar; bunları değerlendirmekte fayda olduğunu görüyorum. Yabancı dil öğrenci arkadaşlarım için bir sorun teşkil ediyorsa ya da bir dil daha öğrenmenin fark yaratacağı bir hedefleri varsa bu dönem önemli bir fırsat. Bu alanda çok iyi dijital uygulamalar var. 

Öte yandan bizim için de pandemi öncesinde öğrenci kulüplerinde ya da okuldaki farklı projelerde ilgi alanlarıyla ilgili çalışmak ve sosyalleşmek çok keyifliydi; bu da biraz sekteye uğradı bu dönemde. Bu önemli deneyimin yerini tamamen tutmasa da artık dünyanın en önemli üniversiteleri, müzeleri, sanat oluşumları ve eğitim platformları koleksiyonlarını ya da eğitimlerini dijitale taşımış durumdalar. Günlük hayatın içinde keşfetmeye fırsat bulamadığımız meraklarımıza odaklanmak için de uygun bir dönemde olduğumuzu düşünüyorum. 

SALES NETWORK Topluluğu için neler söyleyebilirsiniz? Bugünü nasıl görüyorsunuz, gelecek için neler öneriyorsunuz? 

SALES NETWORK kariyerine henüz başlayacak olan genç arkadaşlarımız ile farklı sektörlerde satış biriminde çalışan profesyonelleri her iki tarafa da fayda sağlayacak şekilde bir arayı getirmeyi başarmış bir platform. Satış dediğimizde tek bir alandan, başarı için tek bir yöntemden bahsetmek imkansız. Bu dinamizm içinde meslekteki gelişmeleri takip edebilmek için SALES NETWORK gibi kuvvetli ağların oldukça kıymetli olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle Anadolu Efes olarak bu platformda yer alacağımız için memnunum.

İçinde bulunduğumuz pandemi günleri oldukça zor, neredeyse tamamen öngörülemez ve zaman zaman karanlık olsa da iş dünyasının bu döneme hızlı adapte olduğunu ve tıpkı her birimizin bireysel olarak gözden geçirdiği gibi önceliklerini ve anlamı yeniden tanımladığını gözlemliyorum. Pandeminin ne kadar süreceği belirsiz. Bu nedenle her şeyi artık bir araya gelmeden, online olarak yapmaya daha da alışacağımızı, sosyal platformlar ve iş ağlarının öneminin artacağını öngörüyorum.

Onur Altürk

Anadolu Efes, Türkiye Genel Müdürü

Diğer Röportajlar

Topluluğumuza Katılın!

Daha iyi bir dünyayı birlikte tasarlamak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

People Icon

Saygın ve Güçlü
Üyeler

Content Icon

İlham Veren
İçerikler

Communication Icon

Çok Yönlü
Etkileşim

Hemen Katıl